(1163 S. K. m. 27, 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.02.2001 tarih ve 2000/113 2001/189 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin yaptığı binaların bulunduğu arsanın ½ maliki olan davacının aynı zamanda kooperatif üyesi olduğunu, kooperatifin asıl sahiplerine ödeyeceği cezai şartın davacının ödeyeceği aidatlara sayılmasına dair sözleşme hükmüne aykırı olarak aidat borcu bulunmayan müvekkili hakkında ihraç kararı verildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihtarnamelerin ve ihraç kararının yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının aidat borcuna karşılık cezai şart alacağının 7-8 ay süre ile mahsup edildiği, Kooperatifler Kanunu'nun 59 tip ana sözleşmenin 48. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personelinin ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle ticari muamele yapamayacağı, davacının davalı kooperatife borcu bulunduğu, her ne kadar 2. ihtarnamede 1 ay yerine 30 günlük süre verilmiş ise de, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir ayı aşan bir süre geçmiş olmasına rağmen davacının aidat borcunu ödemediği, ihraç kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesinde, aidatlarını geciktiren ortaklara iki ihtarın yapılması gerektiği öngörülmüştür. Davacı ortağa on ve otuz günlük süreleri taşıyan iki ihtar gönderilmiştir. İkinci ihtarnamedeki otuz günlük süre Yasaya aykırıdır. 1163 sayılı Yasanın 27. maddesine göre, bu sürenin bir ay olması gerekmektedir. Bu son ihtarın tebliğ tarihine göre, davacı aleyhine bir günlük süre meydana getiren 2.ihtarname anılan Yasa hükmüne aykırı olup, usulsüzdür.
Ayrıca; ana sözleşmenin 14/2. maddesinde parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktiren ortaklara ihtarname gönderilmesi öngörülmüştür. Davalı kooperatif tarafından keşide edilen 08.11.1999 tarihli birinci ihtarname ile, henüz ödenmesinde 30 gün gecikilmemiş olan aidat alacağı da dahil edilerek, 07.11.1999 tarihi itibariyle oluşan aidat alacağı istenilmiştir. Muaccel olmayan aidat borcunun yer aldığı ihtarnameye dayanılarak ihraç kararı verilemez. Usulsüz ihtarnamelere dayanılarak verilen ihraç kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy