(1086 S. K. m. 434)
Taraflar arasında görülen davada Aydın Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.01.2001 tarih ve 2000/831-2001/12 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …… tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin üyesi olduğu davalı kooperatife 650.000.000-lira ödendiğini,01.10.1999 tarihinde istifa eden davacıya geri ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı 417.946.000-lira borcu kabul eden davalının bakiye kısma itiraz ettiğini ileri sürerek, kısmi itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının üye olarak kaldığı dönemde kooperatif için yapılan giderlerin mahsup edildikten sonra bakiyenin davacıya ödendiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savuma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 29.03.2000 tarihi itibariyle davacının davalı kooperatiften 600.000.000-lira asıl, 48.300.000-lira faiz alacağı olduğu gerekçesiyle, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 600.000.000-lira asıl alacak, 48.300.000-lira faiz olmak üzere toplam 648.300.000-lira üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Temyiz dilekçesinin verilme usulü H.U.M.K.nun 434.maddesinde açıklanmış olup, buna göre dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş cevabi temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince; Davacı, davalı kooperatiften olan alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine kısmi itirazın iptalini istemiştir. İcra takibine konu asıl alacak miktarı 650.000.000 TL olup, bunun 457.946.000 TL.lık kısmı davalı tarafından kabul edilerek, davacıya ödenmiştir. İşbu davanın müddeabihi, 232.054.000 TL.lık asıl alacak olup, mahkemece davacının 182.054.000 TL bakiye asıl alacağı olduğu belirlenerek, hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili için, bu bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin üçüncü kısmına göre 18.205.400 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla hesaplama ile 49.920.000 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm kısmının 5.bendindeki “49.920.000 TL” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine “18.205.400 TL” rakamının yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde davalıya iadesine, 08.10.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)