(1086 S. K. m. 283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 32. Hukuk Mahkemesince verilen 20.12.2000 tarih ve 1999/1065 2000/773 sayılı kararınca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın sürücüsü olan dava dışı ... alkollü olarak ... plakalı aracı geçmek istediği sırada çarparak hasara neden olduğunu, müvekkilince karşı araç malikine hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek, 246.076.000. TL.nın 26.01.1999 tarihinden itibaren reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yanıt vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sürücü ... %73 promil alkollü olduğu, davacı şirketin poliçe gereğince sigortalısına rücu edebileceği gerekçesiyle, 249.076.000. TL.nın faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ZMSS ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı sürücü %100 oranında kusurlu kabul edilmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, 4/d maddesi hükmünce kaza ve hasarın sürücünün alkolün etkisi altında bulunmasından ileri gelmiş olması halinde bu hasar teminat dışında sayılmıştır. Bu sebeple, sürücünün aldığı alkolün oranı doğrudan doğruya sonuca etkili değildir. Dava konusu olayda mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu, olayın alkolün etkisi altında olup olmadığını tespit etmeye yeterli görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; nöroloji uzmanı doktor, trafik uzmanı ve hukukçu kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle bu kaza ve hasarın münhasıran sürücünün aldığı alkolün tesiri altında ileri gelip gelmediğini tespit ettirmek ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy