(6762 S. K. m. 1299) (2918 S. K. m. 98, 99) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları m. C. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.11.2000 tarih ve 1999/334 - 2000/363 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın, müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı araca 18.09.1996 tarihinde çarpması sonucu oluşan 533.588.500.-TL hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına 18.11.1996 tarihinde ödendiğini, % 75 kusura isabet eden 400.191.375.-TL hasar bedelinin davalılardan yazılarla istenmesine rağmen ödeme yapmadıklarını ileri sürerek, bu meblağın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Tuncer, davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta vekili, davadan önce müvekkiline başvuru yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, olay tarihinden faiz talep edilemeyeceğinden, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmek gerektiği gerekçesiyle, davanın dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK. nun 1301 nci maddesi uyarınca açılmış kasko sigortaya dayalı rücu davasıdır.
TTK. nun 1299, 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1 nci maddeleri ile zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi (ZMSS) genel şartlarının 12 nci maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilinin davadan önce davalılardan sigortaya başvurduğunu ileri sürerek, ihtar yazısını dava dilekçesine eklemiş ise de,yazının tebliğine ilişkin belgeye rastlanmamıştır. Bu durumda, mahkemece, başvurunun tebliğine ilişkin belge davacı taraftan istenmek, ibraz edildiğinde, tesbit edilecek tarihe 8 iş günü ilavesi ile bulunacak tarihten (bu tarih, davacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihinden önceye ait ise davacı sigorta yönüyle sebepsiz zenginleşme meydana gelmemesi bakımından ödeme tarihinden), tebliğ kanıtlanamaz ise, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik inceleme sonucu davalı sigorta bakımından dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi, doğru olmamıştır.
Öte yandan, halefiyetin genel ilkesi uyarınca selefi sigortalısının, zarar sorumlusuna karşı hangi tarihten itibaren temerrüt faizi isteyebilecek idiyse davacının, rücu davasında o tarihten itibaren temerrüt faizi isteyebileceği düşünülebilirse de, gerek doktrine, gerekse Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, sigortanın, malik ve sürücü olan sorumlular bakımından, tazminatı sigortalıya ödediği tarihten itibaren temerrüt faizi isteyebileceği ve haksız eylemlerde borçluyu ayrıca temerrüte düşürmeye de gerek olmadığı dikkate alınarak, mahkemece, davalılardan malik ve sürücü konumundaki Tuncer ve Kadir bakımından 18.11.1996 olan ödeme tarihinden itibaren temerrüt faize hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle bu davalılar bakımından da dava tarihinden itibaren faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy