(6762 S. K. m. 1301) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.01.2001 tarih ve 1999/387 - 2000/72 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü bulundukları aracın, müvekkili şirkete ZMSS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu aracın tam kusurlu 3 ncü kişinin aracına verdiği 239.416.000. TL hasar bedelinin müvekkilince karşılandığını, müvekkilinin Genel Şartlar'ın 4/a bendi uyarınca davalılara rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek, bu meblağın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili, ağır kusurlu ya da kasıtlı hareket sonucu bir zarar meydana gelmesi koşulunun gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, duruşmada davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan Hazine vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Z.M.S.S. sözleşmesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları'nın 4/a maddesinde, rizikonun işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir eylemi veya ağır kusuru sonucu oluşması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığını ifade eder ve bu maddede tam kusurdan değil, kasıt veya ağır kusurdan söz edilmektedir.
Somut olayda, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, davacının ödeme yaptığı dava dışı üçüncü kişiye ait aracın durmasından sonra, bu araç ile arada emniyetli mesafe bırakmadan bu araca çarpan sürücü davalılardan Ömer, tam kusurlu kabul edilmiş olup, bu ihlali ağır kusur veya kasıt olarak nitelendirmek doğru değildir.
Bu durumda, mümeyyiz davalı işletenin, sözleşme koşullarını ihlal ettiği davacı tarafından kanıtlanamadığından, davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle, davanın mümeyyiz davalı Hazine bakımından da kabulü, doğru görülmemiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı Hazine yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davalı Hazine olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 15.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy