(1163 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesince verilen 08.02.2001 tarih ve 2000/686 2001/40 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.09.2001 günde davacı avukatı ... ile davalı asil ... ...gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalı asil ve taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin 12.03.1995 tarihli genel kurul toplantısında 6966 ada 10 parsel üzerinde yapılacak konuta özel konumu belirtilerek sadece bu arsa içinde başka parseller üzerinde yapılacak konutlardan hak talebinde bulunmamak koşulu ile yeteri miktarda üye alınması hususunda yetki verilmesi kararı alındığını, daha sonra yapılan 6 konutun kura dışı bırakılması ve 6 gönüllü ortağa verilmesi konusunda yönetim kurulunca karar verildiğini, yine yönetim kurulunca sözkonusu dairelerin aralarında davacının bulunduğu 6 ortağa tahsis edildiğini ve Ağustos 1997den beri sözkonusu konutlarda oturulduğunu, 14.02.1999 tarihli genel kurulda konut verilen kişilerden oturdukları tarihten itibaren kira alınması konusunda karar verildiğini, davacının belirlenen kira bedelini ödemediğini ileri sürerek, (1.979.250.000.-)TL. nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tüm aidatları zamanında ödediğini, kendisine ait taşınmazdan kira istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, uyuşmazlığın diğer ortaklardan önce konutlarına oturan ortaklardan adı ne olursa olsun bu nedenle aidat dışında bir para istenip istenemeyeceği noktasında toplandığı, amacı ortaklarına birer sosyal konut yapmak olan kooperatiflerin böyle bir para tahsil yetki ve hakkının mevcut bulunmadığı, halen aidat ödemeye devam ettiği çekişmesiz olan davacıdan ayrıca bir para istenemeyeceği, bunun aksine olan kararların yok hükmünde olduğu, mutlak butlanla malûl olan genel kurul kararının bağlayıcılığından söz edilemeyeceği, bu nedenle başka bir hususun araştırılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kendilerine daha önce konut tahsisi yapılan bazı ortaklardan kira alacağı istemine ilişkindir.
Davacı kooperatifin 12.03.1995 tarihli genel kurul toplantısında Cami Derneği Arsası olarak adlandırılan 10 nolu parsel üzerine yapılacak konutların özelliği de dikkate alınarak bu parsel için yeni üye kaydına ve bunların diğer konutlardan bir hak talep etmemek kaydıyla kendi aralarında kura çektirilmelerine karar verilmiştir. 1996 yılında bu parseldeki konutların tamamlandığı 05.03.1996 tarihli yönetim kurulu kararı ile de kura çekilmesine, 01.04.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile de 6 konuttan 2 sinin satılmasına 4 ünün de tahsis edilmesine karar verilmiştir. Bilahare de, ferdileşme işleminin tamamlanarak davalının konuta yerleştiği, 14.02.1999 tarihli genel kurul kararı ile de bu ortaklardan kira alınmasına oybirliği ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda da özetlendiği gibi, ilk genel kurul kararı incelendiğinde, sanki 10 nolu parsel üzerine yapılacak konutların diğerlerine oranla daha elverişsiz olduğu izlenimi doğmakta ve bu nedenle olsa gerek yeni ortak kaydına karar verildiği halde, fiili uygulamaya bakıldığında tercih ve tahsislerin yöneticilere yapıldığı dikkat çekmektedir. Statü ve ödemelerde ayniyet olduğu halde, şayet, davalı ve diğer üç ortak için böyle bir fiili durum yaratılarak ayrıcalık yaratılmış ise, kooperatifin diğer ortaklar ile eşitliğini, dengeyi ve hakkaniyeti sağlayacak bir bedel isteyebileceğinin ilke olarak kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece, mahallinde keşif yapılarak 10 nolu parsel üzerine inşa edilen ve davalıya tahsis edilen konut ile diğer konutların karşılaştırılması, aynı aidatları ödediği halde davalının aynı konuta erken tahsis ve yerleşmesi ile eşitlik ilkelerini zedeleyici bir durum yaratılıp yaratılmadığının değerlendirilmesi, davalının diğer konutlardan bir hak talep edip etmediğinin araştırılması, şayet başka konutlardan bir hak talep etmemiş veya edemeyecek ise ve tahsis edilen konut diğerlerine oranla daha elverişsiz ise buna göre taraflar arasındaki menfaatler ve eşitlik ilkelerinin tekrar tartışılarak, elde edilecek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekil ile temsil olunduğundan takdir olunan 100.000.000 lira vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy