(1163 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 8.2.2001 tarih ve 2000/684-2001/39 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.9.2001 günde davacı avukatı M. G. ile davalı asil S. G. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalı asil ve taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifçe 10 parsel üzerine inşa edilen konutlardan bir kısmının önce tamamlanarak ortaklara tahsis edildiğini, 14.2.1999 tarihli genel kurulda da, konutlarına önceden giren davalı ve bazı ortaklardan kira alınmasına karar verildiğini, eşitlik ilkelerinin de bunu gerektirdiğini, buna rağmen davalının toplam (1.979.250.000) lira kira bedelini ödemediğini ileri sürerek, bu meblağın tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, kendine tahsis edilen yere masraflar yaparak oturduğunu, mükteseb hakkı oluştuğunu, aidat borçlarını düzenli ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, davacı kooperatifin 10 nolu parsele mahsus ferdileşme işlemini tamamlayarak toplam 6 kişiye tapularını verdiği, amacı sosyal konut yapmak olan kooperatifin kira adı altında başkaca para isteyemeyeceği, aksine kararların yok hükmünde olup, def'i olarak her zaman ileri sürülebileceği, bu itibarla bağlayıcı bir genel kurul kararından da söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kendilerine daha önce konut tahsisi yapılan bazı ortaklardan kira alacağı istemine ilişkindir.
Davacı kooperatifin 12.3.1995 tarihli genel kurul toplantısında Cami Derneği Arsası olarak adlandırılan 10 nolu parsel üzerine yapılacak konutların özelliği de dikkate alınarak bu parsel için yeni üye kaydına ve bunların diğer konutlardan bir hak talep etmemek kaydıyla kendi aralarında kur'a çektirilmelerine karar verilmiştir. 1996 yılında bu parseldeki konutların tamamlandığı 5.3.1996 tarihli yönetim kurulu kararı ile de kur'a çekilmesine, 1.4.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile de 6 konuttan 2 nin satılmasına 4 ünün de tahsis edilmesine karar verilmiştir. Bilahare de, ferdileşme işleminin tamamlanarak davalının konuta yerleştiği, 14.2.1999 tarihli genel kurul kararı ile de bu ortaklardan kira alınmasına oybirliği ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda da özetlendiği gibi, ilk genel kurul kararı incelendiğinde, sanki 10 nolu parsel üzerine yapılacak konutların diğerlerine oranla daha elverişsiz olduğu izlenimi doğmakta ve bu nedenle olsa gerek yeni ortak kaydına karar verildiği halde, fiili uygulamaya bakıldığında tercih ve tahsislerin yöneticilere yapıldığı dikkat çekmektedir. Statü ve ödemelerde ayniyet olduğu halde, şayet, davalı ve diğer üç ortak için böyle bir fiili durum yaratılarak ayrıcalık yaratılmış ise, kooperatifin diğer ortaklar ile eşitliğini, dengeyi ve hakkaniyeti sağlayacak bir bedel isteyebileceğinin ilke olarak kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece, mahallinde keşif yapılarak 10 nolu parsel üzerine inşa edilen ve davalıya tahsis edilen konut ile diğer konutların karşılaştırılması, aynı aidatları ödediği halde davalının aynı konuta erken tahsis ve yerleşmesi ile eşitlik ilkelerini zedeleyici bir durum yaratılıp yaratılmadığının değerlendirilmesi, davalının diğer konutlardan bir hak talep edip etmediğinin araştırılması, şayet başka konutlardan bir hak talep etmemiş veya edemeyecek ise ve tahsis edilen konut diğerlerine oranla daha elverişsiz ise buna göre taraflar arasındaki menfaatler ve eşitlik ilkelerinin tekrar tartışılarak, elde edilecek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekil ile temsil olunduğundan takdir olunan 100.000.000 lira vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy