(Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A.3.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.03.2001 tarih ve 2000/371 - 2001/92 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirket nezdinde deprem ve hırsızlık rizikolarını da kapsar şekilde sigortalı bulunan müvekkiline ait işyerinde, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem sonrasında sigortalı emtia ve demirbaşlarda toplam (3.410.000.000.-)TL tutarında hasar oluştuğu, ayrıca (3.010.000.000.-) TL tutarında emtianın da çalındığını ileri sürerek, toplam (6.420.000.000.-) TL tazminatın rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili davaya cevabında, davacı tarafından satın alınmış bir hırsızlık rizikosu teminatı bulunmadığı gibi, hasar bedelinin de poliçe muafiyeti altında kaldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, sigortalı olan işyerinde yapıldığı iddia olunan hırsızlık olayı doğru görülmediği gibi, hasarlanan mallara ilişkin bir tespitte de bulunmadığı, davacının zararını ispatlayamadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve işyerinde hırsızlık vuku bulsa dahi, hırsızlık sigortası genel şartlarının A.3.4.4 ncü maddesi uyarınca depremi fırsat bilerek yapılan hırsızlığın teminat dışı bulunmasına göre, hırsızlık hasarına ilişkin tazminat istemi bölümünün reddinde bir usulsüzlük bulunmadığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dosya kapsamından sigortalı bir kısım emtianın da deprem nedeniyle hasarlandığı ileri sürülmektedir. Mahkemece yapılan keşifte davalı tanığı olarak dinlenilen eksper beyanında hasar miktarını davacının sunduğu listeye göre belirlediğini ve belirlenen miktarın hasar muafiyeti altında kaldığını bildirmiştir. Esasen, davalı sigorta şirketinin davaya cevabında da hasarın kabul edildiği, ancak hasar miktarının poliçe muafiyeti altında kaldığı için ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hasar belirlenmesine esas alındığı anlaşılan ve davacı tarafından dosyaya ibraz edilen hasarlanan mallara ilişkin listenin dikkate alınması suretiyle davacının bu kaleme yönelik isteminin miktarının bilirkişi marifetiyle saptanması ve poliçe şartları da dikkate alınarak, varsa davalının ödemek zorunda bulunduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, bu yöne ilişkin talebin dahi kanıtlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy