(818 S. K. m. 60) (551 S. KHK. m. 73/A, 145)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Söke Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.04.2001 tarih ve 2000/192 - 2001/303 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, önceden görülüp sonuçlanan, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttukları davada bilirkişi raporu ile belirlenen kar kayıplarının 1.328.940.000.-TL olduğunu, 100.000.000.-TL.sını önceki dava ile almış olduklarını ileri sürerek, bakiye miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 145 nci maddesine göre olaya BK.nun 60 ncı maddesindeki zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, zamanaşımının gerçekleşmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, ilk dava tarihinden itibaren bir yıl içinde fazlaya ilişkin davanın da açılması gerektiği, BK.nun 60 ncı maddesindeki zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, patent hakkına tecavüz nedeniyle uğranılan kar kaybının tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında görülen ilk dava neticesinde frezeli bitki seyreltme makinesinin aynının imal edilerek satışa sunulması suretiyle davacının yasa ile korunan haklarına tecavüz oluşturulduğu belirlenerek tazminata hükmedilmiştir. Davacı vekili kesinleşen ilk davada fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş ise de, ilke olarak ilk davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan hak yönünden zamanaşımının işlemesini kesmeyecektir.
551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 145 nci maddesine göre patentten doğan haklara tecavüzden doğan, özel hukuka ilişkin taleplerde, zamanaşımı süresi için, Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır. Buna göre bu tür davalarda BK.nun 60/1 nci maddesine göre zamanaşımı müddeti bir yıl ise de, aynı kanunun 2 nci fıkrası uyarınca eylem ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun zamanaşımına tabi cezayı gerektiren bir fiilden kaynaklandığı takdirde şahsi davaya da daha uzun olan ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup, bu zamanaşımı süresinin uygulanması yönünden cezai takibata geçilmesi veya mahkumiyet kararının bulunmasına gerek bulunmamaktadır.
551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 73/A maddesinde patentten doğan haklara tecavüz sayılan fiilleri işleyenlere hapis ve para cezası verilmesi düzenlenmiş bulunmasına göre somut olayda uzamış ceza zamanaşımının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy