(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 16. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.02.2001 tarih ve 1999/447 - 2001-19 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra için gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalıların işleten ve sürücüsü olduğu aracın sebep olduğu olay nedeniyle müvekkili şirkete "Yangın Ticari All Risk Sigorta Poliçesi" ile sigortalı benzin istasyonunda hasar meydana geldiğini ileri sürerek, müvekkilince sigortalısına ödenen 554.190.400.- TL.'nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili sürücünün bir kusuru bulunmadığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre, bilirkişi incelemesi için gerekli ücretin yatırılması konusunda 23.02.2000 günlü oturumda 20 günlük kesin süre verildiği ve sonuçlarının hatırlatıldığı, davacı tarafın kesin süreye uymadığı ve ücreti 25.04.2000 günlü mazbuz ile yatırdığı, davalı tarafın kusur ve hasara itiraz ettiği, bu hususun ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu, HUMK.'nun 163. maddesine uygun olarak verilen kesin süreye davacı tarafın riayet etmediği ve bu nedenle davacının hasar ve kusur iddiasını kanıtlayamadığının kabulü gerektiği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.'nun 1301. maddesi uyarınca davacının sigortalısına ödediği bedelin, zarar sebebiyet veren üçüncü şahıslardan halefiyet yoluyla rücuen tahsiline ilişkindir. Mahkemece, kusur oranı ve hasar miktarının tespiti açısından 23.02.2000 günlü oturumda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Ara kararında, her bir bilirkişi için 20.000.000.-'ar Türk Lirası ücretin davacı vekili tarafından 20 günlük kesin sürede yatırılmasına karar verilmekle birlikte, davacı vekili tarafından yatırılmasına karar verilen, bilirkişilere yapılacak tebligat gideri ile raporun taraflara tebliğ giderlerinin ne kadar olduğu ara kararında gösterilmemiştir. Mahkemece, davacı tarafından yatırılması gereken tüm giderlerin, tereddüte meydan vermeyece surette ara kararında gösterilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, davacı vekiline verilen kesin süre, usulüne uygun bulunmamaktadır.
Öte yandan, bilirkişi ücretinin 20 günlük kesin süre geçtikten sonra yaratıldığına dair husus, davalı vekilinin de hazır bulunduğu 25.04.2000 günlü oturumda zapta geçmiştir. Davalı vekili, bilirkişi giderinin kesin süreden sonra ödenmesine muvafakat ederse, o zaman bilirkişi incelemis yaptırılmalıdır. (Bkz. Prof. Dr. B. K., Hukuk Muhakemeleri Usulü, II. Cilt, Ankara 1980, Sh. 1816-1817) Muvafakat, sarih olabileceği gibi, zımni de olabilir. Nitekim, davalı vekili, 25.04.2000 günlü oturumda, ücretin kesin süre geçtikten sonra yatırıldığına dair bir itirazda bulunmamıştır.
Mahkemece, tüm bu hususlar gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy