(818 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uşak Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.10.2000 tarih ve 1999/838 - 2000/679 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, kendisine ait otonun davalıya kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, aracın 08.05.1999 tarihinde kaza yaptığını ve hasarlandığını, hasarın mahkeme aracılığıyla tespit ettirilip 5.806.656.299. TL olduğunun belirlendiğini, davalı tarafından 1.500.000.000. TL avans ödemesi yapıldığını, daha sonra 2.413.808.000. TL.nın ödenirken ibranameye ihtirazi kayıt konulmak istendiğini ancak davalı tarafından buna rıza gösterilmediğini, kendisinin Uşak ilinde hakim olarak görev yaptığını ve aracın tamiri için borçlanmak istememesi ve ekonomik gücüne göre ödemenin imkansız olması nedeniyle müzayaka halinde ibranameyi imzalandığını ileri sürerek, 425.000.000. TL bakiye tazminat alacağı ile 2.838.808.000. TL üzerinden 21.06.1999 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya 21.06.1999 tarihinde 1.500.000.000. TL, 27.09.1999 tarihinde 2.413.818.000. TL ödendiğini, araçta 1.500.000.000. TL değer kaybı olduğunu, ödemedeki gecikme nedeninin aracın son model olup ithal parçaların getirilmesinin zaman almasından kaynaklandığını, gabinin şartlarının oluşmadığını, ivazlararası açık nisbetsizlik ve davacının tecrübesizliğinden yararlanmanın söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının ibranameyi ihtirazi kayıtla imzaladığı ancak davalının ödeme yapmaması üzerine, davacının hakim olduğu, ilde borçlu gözükmesinin konumu itibariyle iyi bir durum olmayacağı, hasar bedelini ödeyebilecek durumda bulunmadığı bu nedenle ibranameyi kayıtsız şartsız imzaladığı, müzayaka halinin gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 425.000.000. TL eksik ödemenin 21.06.1999 tarihinden itibaren, 2.413.808.000. TL.nın 21.06.1999 tarihinden 2.09.1999 tarihine kadar % 80 reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı sigorta tarafından ödenen 2.413.808.000. TL.nin 21.06.1999 tarihinden 28.09.1999 tarihine kadar davalıdan reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru ise de, reeskont faizi T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranı olup değişken nitelikte olduğundan, mahkemece değişen oranların infazda dikkate alınması şeklinde karar verilmesi gerekirken, sabit oran olarak %80 üzerinden reeskont faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, davacı 27.09.1999 tarihli ibranameyi kayıtsız şartsız imzalamış, ancak 28.09.1999 günlü tediye makbuzuna şerh düşmüş ve 29.09.1999 tarihli noter ihtarı çekmiş ise de, bu şerh ve ibranameden sonraki tarihli ihtar ihtirazi kayıt olarak kabul edilemez. Kaldı ki, davacı da müzayaka halini ileri sürerek ibranamenin geçersizliğini ileri sürmüştür. Borçlar Kanunu'nun 21 nci maddesi hükmü uyarınca gabin nedeniyle bir sözleşmenin bozulmasının dayandığı iki koşul vardır. Bu koşullar öznel ve nesnel olarak tarafların bu sözleşmede sağladıkları yararın aşırı biçimde dengesiz olması, öteki de; birleşen iradelerden birinin özgür, doğru ve olayın özellikleri karşısında hiçbir etkiye bağlı kalmadan açıklanmış olsa idi ne şekilde belirecek idiyse, bunun dışındaki neden ve koşullarda belirlenmiş olan bir irade ile bu birleşmenin gerçekleşmesidir. Akitte (ivazlar arasında açık nisbetsizlik) hali olan objektif unsurla, subjektif unsurlardan maddede yazılı herhangi bir tanesinin gerçekleşmesi o akitte gabinin mevcudiyetini kabul için yeterlidir. Olayımızda ise, bilirkişi raporu ile belirlenen miktar ile davalının ödediği miktar arasında açık bir nisbetsizlik olmadığından objektif unsur gerçekleşmemiştir. Bu itibarla mahkemece, bakiye alacak için davanın reddi gerekirken, gabin nedeniyle ibranamenin geçersizliğine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3- Kabule göre ise, davacı, davalı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı araçta meydana gelen hasarın tazminini talep etmiştir. Mahkemece bilirkişi aracılığıyla hasar tesbiti yaptırılmış ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 05.05.2000 tarihli raporunda hasarın 4.306.656.299. TL olduğu tesbit edilmiştir. Davacı, alınan rapora 20.09.1999 celse bir diyeceği olmadığını bildirerek itiraz etmemiştir. Davacıya, davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından 21.06.1999 tarihinde 1.500.000.000. TL ve 28.09.1999 tarihinde 2.413.808.000. TL olmak üzere toplam 3.913.808.000. TL ödenmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından itiraza uğramayan bilirkişi raporu ile belirlenen miktar ile sigorta şirketinden tahsil edilen miktar arasındaki farka hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy