(743 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.12.2000 tarih ve 1996/383-2000/890 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.10.2001 günde davacı avukatı Şahap Demirer ile davalı avukatı Alber Naycı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Saadet Teksoy'dan davalı anonim şirkette sahibi olduğu hisseleri devraldığını, tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini ve sermaye borcunun bulunmadığını, davalı şirketin muhtelif tarihlerde bedelli bedelsiz sermaye artırımlarına gittiğini, bilahare yapılan incelemede müvekkilinin 322.225 hissesinin noksan gösterildiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, buna ilişkin işlemlerin iptaline, noksan payların pay defterine tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili cevabında, davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, eski pay sahiplerinin haklarına dayalı böyle bir talepte bulunulamayacağını, sermaye artırımlarına iştirak edilmediğini, yıllarca mevcut pay durumunun bilindiği halde itiraz edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davacının devraldığı hisseler toplamının bedelli ve bedelsiz olarak 407.961 hisse olduğu halde, şirket kayıtlarında 85.736 hissenin kayıtlı gözüktüğü, davacıya 322.225 hisse daha verilmesi gerektiği, bunlardan 7401 hissenin bedelli olup, davacının da nominal değerden bu hisse bedelini ödemesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulüne, davacının 37.005.000.-TL ödemesi karşısında davacıya 322.225 bedelli bedelsiz hisse verilmesi gerektiğinin tespit ve şirket kayıtlarına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Yukarıda da özetlendiği gibi, davacı taraf, devir yolu ile sahibi olduğu davalı anonim şirketin bir kısım pay senetlerine ilişkin geçmiş dönemlerdeki sermaye artırımları sırasında rüçhan haklarının kullandırılmadığını ileri sürerek, bu nedenle doğan 322.225 adet payın iptali ile adına tescilini istemektedir.
Dosyada mevcut ve karşı çıkılmayan belge ve kayıtların incelenmesinden, rüçhan hakları kullandırılmadığı iddia olunan payların dava dışı Ali İhsan'a ait iken, 16.07.1984 tarihinde davacının annesi Saadet'e, Saadetin de bu payları 14.04.1992 tarihinde davacıya devrettiği anlaşılmaktadır. Bu arada, davacıya ait payların 1993-1994-1995 ve 1996 yıllarına ilişkin genel kurul toplantılarında asaleten veya vekaleten temsil edildiği görülmektedir. Ana sözleşme değişikliği ve paylar üzerindeki mülkiyet dağılımından ve keyfiyetin sicile tescilinden 4 yıl sonra, üstelik bu yıllarda yapılan genel kurul toplantılarına katılınıp mevcut pay durumu ve dağılımı bilinmesine rağmen rüçhan haklarının kullandırılmadığı iddiası, MK. nun 2 nci maddesinde öngörülen, herkesin haklarını kullanmakta ve borçlarını ifade hüsnüniyet kurallarına uymakla yükümlü olduğu ilkesine aykırı olduğu gibi, hukuk güvenliği yönünden de sakıncalar yaratacağı ortadadır. (Dairemizin 10.12.1998 tarih ve 1998/3543-8980 sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.) Öte yandan, payını devreden hak sahiplerinin zamanında kullanmadığı bir hakkın, yıllar sonra payı devralan tarafından kullanılması da mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı olduğu gibi karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-) Ayrıca, davalı şirketin pay sayısı ve pay sahipleri sayısı belli olduğuna göre, davacıdan hak iddia ettiği payların kimlerin elinde olduğu açıklattırılarak, husumetin bu pay sahiplerine de yöneltilmesi sağlandıktan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, husumetin payları elinde bulundurmayan davalı şirkete yöneltilmesi ile yetinilip ileride infazı kabil olmayan bir karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı duruşmada vekil ile temsil olunduğundan takdir olunan 100.000.000.-TL vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy