(6762 S. K. m. 119/2, 1066)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 9.2.2001 tarih ve 1997/290-2001/88 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 9.10.2001 günde davalı avukatı Aslı gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmedi temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştır. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından ithal edilen soya fasulyesi taşıma işinin davalı tarafından üstlenildiğini, Mersin ve İzmir'de gerçekleştirilen tahliyeler sonunda yükün eksik teslim edildiğini ileri sürerek, ( 32.460 ) USD.nin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, taşımayı üstlenen davalının teslim aldığı yükü aynen alıcısına ulaştırmak zorunda olup, eksik miktardan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşıma sonunda yükte meydana gelen eksiklik bir başka deyişle noksan teslim nedeniyle tazminata ilişkindir. TTK.nun 119/2 maddesi hükmüne göre, acentanın aracılıkta bulunduğu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda acenta aleyhine müvekkili namına dava açılması mümkündür. Bu husus dava ehliyeti ile ilgili olup, davanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de re'sen gözetilip araştıracağı hususlardandır.
Her ne kadar, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, dosyadaki yazışmalardan ve belgelerden davalının taşıyıcı olduğu sonuç ve kanaatine varılmış ise de, dosyadaki taşıma sözleşmesi ve diğer belgelerden davalının doğrudan taşıyıcı olduğu sonucuna gitmek mümkün değildir. Aksine, taşıma sözleşmesinde davalı "ihbar edilecek" olarak gösterilmiş ve davalının 6 Mayıs 1997 tarihli telefaksında da, acente olarak sözü edilmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının taşıyıcı veya acenta olup olmadığı hususunda taraflardan delillerinin toplanıp değerlendirilmesi gerekirken bu yönde eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabule göre de, davacının TTK.nun 1066 maddesi anlamında bir hasar tespit ve ihbarı yapıp yapmadığının araştırılması gerekirken, evvel emirde bu yönde bir araştırma ve inceleme yapmadan yazılı olduğu gibi davalının sorumlu tutulması isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekil ile temsil olunan davalı yararına taktir olunan 100.000.000 lira vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy