(CMR m. 4, 17) (743 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 44)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 5.12.2000 tarih ve 1998/552-2000/1197 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KaraR: Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde nakliyat rizikolarına karşı sigortalı 2 adet endüksiyon ocağı ile 1 adet döküm ocağının, Almanya/Türkiye taşımasının davalı tarafından üstlenildiğini, davalının temin ettiği treylere taşıma senedi uyarınca hasarsız olarak yüklenen makinalardan döküm ocağının, treylerden düşmek suretiyle hasarlandığını, hasar bedelinin sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, (10.279.569.000) liranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ikametgahının Reutlingen/Almanya olduğundan bahisle ve akdin ifa yerinin dahi İstanbul olmadığını belirterek yetki itirazında bulunmuş, ayrıca davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını belirtmiş ve esasa ilişkin olarak da, müvekkilinin dava konusu malların sadece nakliyecisi olup, malın gönderici firmanın görevlendirdiği VTS. Firması tarafından yüklendiği, yükleme ve yükleme sonrası nakliye ile ilgili tüm tedbirlerin bu firma tarafından alındığını, müvekkilinin böylesine özel bir malın ne şekilde yükleneceği hususunda bilgisi ve mükellefiyetinin bulunmadığını, hasarın bağlama halatlarının yükü taşıyacak vasıfta olmasından doğduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve hasar miktarı yönünden itibar edilen, ancak kusur dağılımında iştirak edilmeyen bilirkişi raporuna nazaran, akdin icra mahallinin Türkiye olması ve davanın da süresinde açıldığından bahisle yetki itirazı ile zamanaşımı def'i reddedilerek, malın davalıya ait TIR'la Almanya'dan Bilecik'e nakledildiği, bu esnada malın TIR'dan düşerek hasarlandığı, bu yüklemede davalının, yükün ağırlığı ve yükün tırın kasasından yanlara taşacak derecede geniş olmasını dikkate alarak yükleyiciyi uyarmayıp, bu şekilde yola çıkmakla basiretsiz davrandığı, bu nedenle meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle, (10.279.569.000) liranın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ve akdin ifa yerinin Türkiye olmasına, kaldı ki; Türkiye'deki yetkili mahkemenin de davalı tarafından yetki itirazında gösterilmemesine nazaran, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, karayoluyla uluslararası nakli davalı tarafından üstlenilen emtianın taşıma esnasında hasarlanması nedeniyle sigortalısına hasar bedelini ödeyen sigortacının, sigortalısının haklarına halef olarak açtığı tazminat istemine ilişkin bulunmaktadır.
Uyuşmazlığa uygulanması gereken Karayolu İle Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi ile İlgili Anlaşma (CMR)'nin 17/1. maddesi uyarınca, kural olarak taşıyıcı malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vukubulacak hasardan mesul ise de,aynı konvansiyonun 4/c maddesi uyarınca,malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınması, yüklenmesi,istif edilmesi veya boşaltılması nedeniyle oluşan hasarlardan dolayı taşıyıcının ibra edileceği belirtilmiştir. Davaya konu uyuşmazlıkta, yüklemenin gönderenin tayin ettiği VTS firması tarafından yapıldığı ve davalı tarafından taşıması gerçekleştirilen malın,yükleme hatası nedeniyle kısa bir süre yol aldıktan sonra,bağlama halatlarının yetersiz olması nedeniyle, TIR aracından düşerek hasarlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, gönderenin yükleme işiyle tayin ettiği ve bu işlerde uzman olan VTS firmasının yükleme hatası nedeniyle malın hasar gördüğünün anlaşılması karşısında, anılan hükümler uyarınca taşıyıcının tazminatla sorumlu tutulması düşünülemezse de, somut olayda olduğu gibi, yükleme ve istif hatasının, ayrıca bir araştırmaya gerek duyulmaksızın kolaylıkla fark edilebileceği hallerde, taşıyıcının durumu gönderene duyurarak onu uyarması M.K'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük ilkesinin bir gereğidir. Dolayısıyla uyarının yapılmadığı hallerde, zararın gönderen ile taşıyıcı arasında paylaştırılması BK.nun 44. maddesi gereğince uygun olur. (Bkz. Doç. Dr. Sabih ARKAN, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 1982, Ankara, sayfa 124).Bu durumda mahkemece, alınan bilirkişi raporundaki taşıyıcı kusuruna isabet eden %25 oranı üzerinden davalının sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hatalı gerekçe ile zararın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy