(6762 S. K. m. 1299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesince verilen 26.4.2001 tarih ve 2000/62-2001/452 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigortalı olduğunu, 10.3.1999 günü davacının arkadaşı ... idaresindeki aracın tek yanlı geçirdiği kazada hasarlandığını, sigorta bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 3.689.417.246 liranın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu kazanın iddia edilen yer ve şekilde meydana gelmediğini, resmi makamları yanıltan sigortalı hakkında C. Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sigortalı araca ait 10.3.1999 ve 11.3.1999 tarihli iki ayrı kaza tutanağı olduğu, davacının bunlardan 10.3.1999 tarihli iki ayrı kaza tutanağı olduğu, davacının bunlardan 10.3.1999 tarihinde jandarmaca tutulan tutanağa dayanarak dava açtığı, resmi kayıtlara göre iki ayrı kaza tutanağı bulunduğu, bu durumda tutanaklardan sadece birisinin gerçeği yansıttığı, davacının kasko sigortası genel şartlarının 10. maddesinde düzenlenen kazanın tarihi, yeri oluş biçimi konusunda doğru bilgi verme yükümlülüğüne uygun davranmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı asıl temyiz etmiştir.
Davacı ile davalı ... Sigorta AŞ. arasındaki uyuşmazlık kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacıya ait araç, 09.06.1998-09.06.1999 döneminde davalı şirkete kasko sigortası ile sigortalıdır. Davacı aracının tek taraflı olarak karıştığı trafik kazasında hasarlandığı, olaya ilişkin 10.03.1999 ve 11.03.1999 tarihinde iki ayrı tutanak düzenlendiği taraflar arasında tartışmasızdır. Jandarma görevlilerince, 10.03.1999 tarihinde, kaza yerine ilişkin kroki düzenlenerek, araçtaki hasar durumunu gösterir tutanak düzenlenmiştir. Ertesi gün ise, polis memurlarınca aynı aracın yaptığı kazaya ilişkin ikince tutanak düzenleyerek, sürücü ...'ın %35 oranında alkollü olduğu belirtilmiştir. Davacıya ait aracın tek taraflı olarak trafik kazasına karıştığı, mahkemenin de kabulündedir. Aynı olaya ilişkin iki ayrı tutanak düzenlenmesi, olayı sigorta teminatı kapsamından çıkartmamaktadır. Ancak, sigortalı araç sürücüsü ...'ın %35 oranında alkollü olduğu yönündeki rapor dikkate alındığında; poliçe genel şartlarının 4/b maddesinde belirtildiği şekilde, hasarın sigorta teminatında olup, olmadığının tespiti gerekmektedir.
Mahkemece, aralarında nöroloji uzmanı da bulunan bilirkişi kurulundan dava konusu trafik kazasının, sürücünün aldığı alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği ve sigortalı araçtaki hasarın sigorta teminatında kalıp kalmadığı, sigorta teminatında kalması halinde davacının isteyebileceği hasar miktarının belirlenmesi açısından rapor alınması gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2001 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy