(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 6.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.05.2000 tarih ve 2000/19 - 2000/840 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.03.2001 günde davacı avukatı Cengizhan Gököz gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ömer Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı aleyhine açtığı davada alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminin, kurulan hükümde faiz başlangıç tarihi gösterilmediğinden İcra Hakimliği'nce hüküm tarihinden sonrası için faiz yürütülmesine karar verildiğinden faiz kaybı doğduğunu ileri sürerek, ilk davanın açıldığı tarih ile, hüküm tarihi arasındaki dönem faiz alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, derdest bir dava varken bu davanın açılamayacağını, talebin yerinde olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, ilk kararda faiz talebi konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi ve kararın kesinleşmesi karşısında derdestlik itirazının yerinde olmadığı, davalının ilk davanın açıldığı tarihte temerrüde düştüğü gerekçesiyle, Antalya 6.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1998/1492 Esas, 1999/522 Karar sayılı ilamında hüküm altına alınmayan davanın açıldığı 23.12.1998 tarihinden hüküm tarihi 28.06.1999 tarihine kadar oluşan faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının davalı aleyhine açtığı Antalya 6.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1998/1492 Esas sayılı dava dosyasında, davacı dava tarihinden itibaren faiz istemesine rağmen, kurulan hükümde faize karar verilmekle beraber, faizin başlangıç tarihi gösterilmemiştir. Karar, davalı tarafça temyiz edilmiş, davacı kararı temyiz etmemiştir.
Davacı iş bu davada, dava tarihi ile hüküm tarihi arasındaki dönem için faiz istemiş bulunmaktadır.
Dava dilekçesinde faiz istenildiği halde, hükümde sadece temerrüt faizine hükmedilmiş ve fakat faizin başlangıcı hakkında bir şey söylenmemiş ve hüküm bu şekilde kesinleşmiş ise (özellikle ilamın icraya konulması halinde) temerrüt faizinin dava tarihi değil, hüküm tarihinden itibaren hesaplanması gerekir. (Bkz.Prof. Dr.B. Kuru. Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt II-Dördüncü Baskı 1980. Sh.2154-2155). Yargıtay'ın uygulaması da bu yöndedir. Nitekim, davacı anılan ilamı icraya koyduğunda, borçlunun İcra Müdürü'nün işlemini şikayetine ilişkin itirazda, Antalya 1.İcra Tetkik Mercii Hakimliği'nin 1999/867 Esas, 1999/950 sayılı kararı ile, uyuşmazlık takip hukuku bakımından bu şekilde çözümlenmiş bulunmaktadır. Davacı artık, faizin hükümde hiç yer almamış bulunmasına ilişkin usule dayanarak bu davayı açamayacağından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy