(6762 S. K. m. 1290)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.4.2001 tarih ve 2000/1200-2001/309 sayılı kararın ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete 1991 ve 1995 yıllarında iki ayrı poliçe ile hayat sigortası yaptıran müvekkilinin iş kazası sonucu sol el parmaklarını yitirerek çalışma gücünü % 43 oranında kaybetmesine karşın davalının tazminat istemini reddettiğini ileri sürerek, şimdilik 500 milyon lira tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sakatlığının poliçe tanziminden önce olduğunu, ancak davacının bunu gizlediğini savunmuştur.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara dayanılarak, poliçe düzenlenmesinden önce sağ el ve ayağı felçli olduğu halde bunu gizleyerek, TTK.nun 1290. maddesine aykırı davrandığını, bundan dolayı 27.4.2000 tarihinde geçirdiği kazadan dolayı uğradığı işgöremezlik zararının tazminini isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigorta sözleşmesinden doğan sigorta bedelinin tahsiline ilişkin olup; mahkemece, sigorta sözleşmesi yapılmadan önce mevcut davacı sakatlığının gizlenerek doğru bildirim yükümlülüğüne aykırı davranıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı sigortalının, sigorta ilişkisinden önce sağ elinin felçli olduğu ve sözleşme yapılırken doldurduğu formda bu sakatlığını gizlediği uyuşmazlık konusu değildir. Ancak, davacının iş kazası sonucu kopan parmakları sağlam olan sol eline ait bulunmakla mahkemenin ilk oturum ara kararı ile de isabetle kararlaştırdığı üzere, davacının önceki felçlilik halinin, yaptığı iş ve kazanın oluş özelliklerine göre, kazaya yol açan etkenlere karşı korunma ve refleks yetkilerini etkileyip etkilemediği, diğer bir anlatımla mevcut felçlilik ile kaza arasında doğrudan nedensellik bağı bulunup bulunmadığı konusunda iş kazası belge ve tutanakları ile sakatlık raporu eşliğinde davacının sevkinin sağlanarak Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan görüş alınıp sonucuna göre, davacının uğradığı organ kaybının sigorta güvencesi kapsamında olup olmadığının belirlenmesi bu belirlemeden sonra tüm dosya üzerinde sigorta hukuku sahasında uzman olan kişi veya kurul eliyle inceleme yaptırılarak, bu koşullar altında davacıya hayat sigortası yapılıp yapılmayacağının belirlenmesi gerekirken, anılan ara kararından dönülmesine ilişkin davacı vekilinin istemi üzerine ve söz konusu ara kararından da dönülmediği halde, yerine de getirilmeksizin eksik incelemeye dayalı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy