(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kütahya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.03.2001 tarih ve 2000/673 - 2001/152 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.11.2001 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı abonesi olduğunu, ancak sözleşme tarihinden bu yana yayından yararlanamadığını ileri sürerek, yatırdığı aidat toplamı 774.000.000. TL ile işyerinin uğradığı zarar karşılığı 5.000.000.000. TL toplamının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava TV yayın sözleşmesine aykırılıktan doğan zararın tazmini ve yatırılan aidatların iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı beyanı doğrultusunda, zarar miktarının hesaplamasını içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Davaya konu uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle, davalı tarafından verilmesi taahhüt edilen yayının ne zaman kesildiğinin tespiti; bu tarih belirlendikten sonra ise, yanlar arasındaki sözleşmenin ne gibi hükümler içerdiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin tam metninin dosya içerisine getirtilmesi, yayının kesilme iddiasıyla ilgili taraf delillerinin soruşturularak toplanması, sözleşme hükümlerine ve toplanan delillere göre davacının isteyebileceği zararının ve aidat tutarının olup olmadığının değerlendirilmesi; bundan sonra ise gerektiğinde uzman bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla inceleme yaptırılarak davacının varsa zararının saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy