(1086 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.02.2001 tarih ve 2000/44 - 2001/116 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının müvekkiline gönderdiği ihtarnamede, ortaklık borcundan dolayı 1.385.779.220. TL gecikme faizi talep ettiğini oysa, müvekkilinin tüm borçlarını ödediğini, haricen aldığı bilgiye göre, faize faiz yürütüldüğü için borçlu gözüktüğünü, gecikme borcunun bulunup bulunmadığının bilirkişi aracılığı ile tesbitinin yapılması gerektiğini ileri sürerek, ekteki ihtarda talep edilen 1.844.472.141. TL gecikme faizinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın müvekkili aleyhine değil, vekil olarak kendisi aleyhine açıldığını, bu nedenle dava dilekçesinin usul yönünden reddi gerektiğini, öte yandan genel kurul kararları doğrultusunda faiz hesabı yapıldığını, önemli olanın davacının ödenmemiş aidat borcunun, dolayısıyla faiz borcunun bulunup bulunmadığının tespiti olduğunu, aidat borcunun ödendiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının 15.09.1999 keşide tarihli ihtarnamesindeki gecikme faizi miktarının bileşik faiz yöntemi ile hesaplandığı, ancak faizin ne şekilde oluştuğuna ilişkin davalının bilgi ve belge ibraz etmediği, ihtarnameden de anlaşılamadığı, dolayısıyla ihtarnamedeki borç miktarının gerçek borcu yansıtmadığı gerekçeleriyle, davacının 1.385.779.220. TL gecikme faizi borcunu bulunmadığının tesbitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Dava, davacının 15.09.1999 keşide tarihli ihtarnamede belirtilen 1.385.779.220. TL gecikme faizine borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı vekili, rapora itiraz dilekçesinde, davacının yargılama sırasında üyeliğini başkasına devrettiğini savunarak, davanın konusuz kaldığını bildirmiş, bir takım yazılı belgeler ibraz etmiştir. Mahkemece, bu savunma üzerinde durulmamıştır.
Gerçekten de, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak dava açan bir kişinin, şayet yargılama sırasında bu ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz. Zira, bu husus bir yerde dava koşulu olup, davacının bu sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur ve bu yön mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.
O halde, mahkemece davalının bu savunması araştırılmak ve sonucuna göre, davacının ortaklık sıfatının devam edip etmediği açıklığa kavuşturulmak, bundan sonra gerektiğinde işin esasına girilmek gerekirken, bu yönün eksik bırakılmış olması doğru olmamıştır.
3 - Ayrıca, hükme esas bilirkişi raporunda, ihtarnameye esas hesap ekstresinden başka bir delilin davalı tarafından ibraz edilmediği, ekstrede ise bileşik faiz hesabı yapıldığı gerekçesiyle, borcun gerçeği yansıtmadığı sonucuna varılmıştır.
Oysa, mahkemece gerektiğinde yeniden keşif yapılmak veya davalı kooperatif defter ve kayıtları incelenmek suretiyle başka bir uzman bilirkişi ya da kurulundan yeni bir rapor alınmak, davalı vekilinin rapora itirazında, davacının ise, 27.06.2000 tarihli dilekçesinde ibraz ettikleri ödeme makbuzları da gözetilmek, gecikme faizine faiz hesabı yapıldığına göre, faizin, dolayısıyla ödenmemiş aidat borcunun bulunabileceği düşünülmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde hükmü tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy