(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Zonguldak Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.11.1999 tarih ve 1998/47-1999/519 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.11.2001 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin konutlarını yaptığı arsa sahiplerinden olan müvekkilinin sözleşme gereği tercih hakkını kullanarak alacağı konutlarını belirlediğini, ancak, 11/A Bloktaki 1 nolu dairenin bir başka ortağın açtığı dava ile geri alındığını, müvekkilinin konutun geri alınması, bu konut için yaptığı masrafları kira kaybı olarak zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik (6.600.000.000) liranın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ayrıca konut teslim edildiğini, önceki dairesini teslim aldıktan sonra kira bedellerini alarak istifade ettiğini, konutların tüm ortaklara aynı düzeyde teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, tercih ettiği konut bir başka ortağın açtığı dava ile elinden alınan davacıya bir başka konutun teslim edildiği, davacının önceki konutu kiraya vererek son aşamasına kadar kirasından istifade ettiğinden bir kira kaybı ve zararı bulunmadığı, davacının geri alınan konut için ayrıca ve ekstra masraf yapıp yapmadığının kanıtlanamadığı, kaldı ki, böyle bir talebin ayrı bir davada tartışılabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, tahsis edilen konutun bilahare geri alınması nedeniyle tazminata ilişkin olup, davacı taraf zarar kalemlerini, konut bedeli, konut için yapılan ekstra masraflar ve kira kaybı olarak açıklamıştır. Yargılama sırasında, davacıya bir başka konutun teslim edildiği ihtilafsız olup, mahkemece yapılan keşif sonucu verilen bilirkişi raporunda, ilk konut ile şimdi tahsis edilen konut arasında davacı aleyhine değer farkı olduğu tespit edilmiş ve davacının ekstra olarak bazı masraflar yaptığı belirlenerek hesaplanmıştır. Bu rapora karşı davacı taraf zarar miktarı ve hesabı yönünden itiraz etmiş ise de, incelenen zarar kalemleri yönünden davalının usuli bir itirazı olmadığı gibi, dava dilekçesi içeriğine göre, davacının artık, varsa iki konut arasındaki değer farkını da istediğinin kabulü gerekir. Kaldı ki, ekstra masraflar ve kira kaybı açılmış dava konusu yapılmıştır. Her ne kadar, mahkemece, davacının ilk konuttan sonuna kadar istifade edip, bir kira kaybının olmadığı kabul edilmiş ise de, dosyadaki belgelerden, davacının ilk konutu 16.10.1997 tarihinde boşaltmak zorunda kaldığı, oysa, ikinci konutun 4.2.1998 tarihinde tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının kira kaybına ilişkin iddiasının üzerinde de yeterince durulmamıştır.
O halde, mahkemece, davacıya tahsis edilen ilk konut ile ikinci konut arasında bir değer farkı olup olmadığını, içindeki masraflar bakımından davacının ayrıca bir zararının olup olmadığı ve uğranılan kira kaybı yönünden davacı iddia ve zarar kalemleri üzerinde yeterince durulması ve incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy