(2918/m.20) (818 S. K. m .101)
Dava: Davacı vekili, dava dışı Süleyman' a ait iken müvekkiline haricen satılan ve davalı S... Ltd Şirketinin acenteliğini yaptığı diğer davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı aracın trafik kazasında uğradığı hasardan doğan ve dava dışı Süleyman'dan temlik alınan sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 1.510.320.996._TL sının faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı K... Sigorta AŞ vekili, ilk peşinat sonrası taksitler ödenmediği için poliçenin iptal edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili de, menfaat sahibi değişikliği ve diğer taksitlerin ödenmemesi nedeniyle poliçenin münfesih hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin, davacının sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı için sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı; ayrıca, sigorta sözleşmesinin C.1 maddesi uyarınca prim taksitleri zamanında ödenmediği için sigorta sözleşmesinin kendiliğinden münfesih olduğu gerekçesiyle verdiği, davanın reddine dair karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Karar: kasko sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece prim taksitleri zamanında ödenmediği için sigorta sözleşmesinin münfesih olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiş ve bu karar Dairemizce onanmıştır.
Davaya konu kasko sigortası primlerinden sadece prim peşinatı olan 56.523.927._TL sının rizikodan önce ödendiği çekişmesizdir. Davacı, sigorta alacağının sigorta ettiren kayıt maliki tarafından kendisine temlik edildiğini ileri sürmekte ve bu konuda bir yazılı temlik belgesi de ibraz etmiştir. Bu durumda, aracın haricen satın alınması, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 28.3.1995 gün ve 3176 sayılı yasa ile değişik 20/d madde ve bendinde öngörülen, trafik tescil şubesinde veya noterde yapılmayan her çeşit satış ve devirlerin geçersiz olduğuna dair hüküm uyarınca, aracı haricen satın aldığını iddia eden kişinin bu sözlerine değer verilerek malik olduğu ve menfaat sahibi değiştiği için sigorta akdinin sona erdiği düşünülemeyecek ve davacının temlik alan sıfatıyla dava hakkının mevcut olduğunun kabulü gerekecektir.
Öte yandan, prim taksitlerinin zamanında yatırılmaması halinde sigortacıya ihbarsız fesih hakkı tanıyan 537 sayılı KHK ile değişik TTK 1295/2 ve 1297/2. maddeleri, Anayasa Mahkemesinin 11.3.1997 gün ve 24-35 sayılı kararıyla ve 7.10.1997 tarihinin altı ay sonrasından itibaren yürürlükten kalkmıştır. Davaya konu poliçe ve riziko tarihleri itibariyle anılan düzenlemelerin yürürlükte olmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda iptal edilen yasa maddelerine dayanılarak yapılan sigorta genel şartlarının da uygulanabileceğinden söz edilemez. Kanun koyucu tarafından iptal edilen yasa maddeleri yerine yenileri getirilmediğine, bu durumda temerrüde dayalı fesih hali ile ilgili özel bir düzenleme bulunmadığına göre, borçlunun temerrüdü nedeniyle sözleşmenin feshinde uygulanabilecek hükümlerin, Borçlar Kanunundaki genel düzenlemelerde aranması gerekecektir. BK' nun 101 ve devamı maddelerinde ise, borçlunun temerrüde düşürülebilmesi için ihtar zorunluluğu getirilmiştir. Davaya konu olayda sigorta ettirene yapılmış usulüne uygun bir ihtar bulunmadığından, sigorta sözleşmesinin kendiliğinden münfesih olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği bütün karar düzeltme peşin harcının isteği halinde davacı vekiline iadesine, 09.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy