(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.12.2000 tarih ve 1999/1683-2000/1808 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 23.10.2001 günde davacı avukatı Şahin Erol geldi davalı avukatı tebligata rağmen gelmedi, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı A. Ç.'den devir yoluyla ve 20.12.1996 tarihli yönetim kurulu kararıyla davalı kooperatifin ortağı olduğunu, A. Ç.'nin 22.10.1991 tarihli belge ile borcunu bir defada ödediğini, bu güne kadar da herhangi bir ödeme talebinde bulunulmadığını; ancak 5.8.1999 tarihli ihtar ile 13.794.801.181.KTL birikmiş borç bildirildiğini ve konut tahsisinden kaçındığını ileri sürerek, kooperatife borçlu olmadıklarının tespiti ile konut tahsisini, bu olmadığı takdirde daire bedeli için fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere şimdilik 5.000.000.000.KTL sının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1991 yılında yapılan 47.330.000.KTL ödemenin kaba inşaat bedeline ait olduğunu, ince inşaat, çevre düzenleme, genel giderler, alt yapı katılım giderleri ve diğer giderlerin ise uzun zamandan beri ödenmediğini, ayrıca tüm üyelerine tahsis edilecek sayıda konut bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, davalı kooperatifin inşaat bedelini önceki üyeden tamamen aldığı, kooperatifin tahsis edebileceği bir konut bulunmadığı ve daire değerinin 8.300.000.000.KTL tuttuğu gerekçesiyle, davacının davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine ve 5.000.000.000.KTL sının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından kaynaklanan menfi tespit, konut tahsisi mümkün olmaz ise tazminat istemine ilişkindir. Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi, davacı 72 m2'lik konutlar için ortak olduğunu, hissesini devraldığı seleflerin bu ortaklığa ait tüm borçları ödediklerini iddia etmekte, davalı kooperatif ise, davacının 96 m2'lik konutlar için ortak olduğunu ve sadece kaba inşaat bedelinin tahsil edildiğini savunmaktadır. Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, tanık beyanları doğrultusunda davacının 72 m2'lik konut için ortak olduğu, ödemenin yapıldığı 1991 yılı itibariyle yapılan 47.330.000-lira ödemenin 72 m2'lik bir konutun tamamı ile inşaat bedelini kapsadığı kabul edilmiş, ek raporda da, 96 m2'lik bir konutun kaba inşaat bedelinin, 47.315.808-lira civarında olduğu belirtilmiştir.
Gerek davacının devraldığı hisse ile ilgili devredenlerin ortaklık kaydında ve gerekse davacının ortaklık başvuru ve kaydına 72 m2'lik konutlar için ortak olduğu hususunda bir karar ve benimseme yoktur. Bu hususun tanık ile kanıtlanması da mümkün değildir. Davacıya ait hissenin ilk sahibine verilen 22.10.1991 tarihli belge içeriği, buna ilişkin 25.10.1991 tarihli yönetim kurulu kararı ve yapılan ödemelerin 96 m2'lik bir konutun kaba inşaat maliyetine denk düşmesi karşısında davacının 96 m2'lik konutlar için ortak olduğunun kabulü zorunludur.
Bu durumda mahkemece, davacının 96 m2'lik konutlar için ortak olduğunun kabulü ile buna göre inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken 72 m2'lik konut için ortak olduğu kabul olunarak sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, inşaat mahiyeti ile ilgili yapılan ödemelerin, kooperatif genel giderleri ve çevre düzenlemeleri gibi diğer müşterek masraf ve giderlerden sorumluluğu kurtarmayacağı da gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, duruşma vekillik ücretinin alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy