(765 S. K. m. 486)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 11. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 7.11.2000 tarih ve 1999/276-2000/465 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 6.11.2001 günde davacı avukatı Avni K. ile davalılardan Gürsel Ü. avukatı Ünsal P. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan G. Üstün tarafından diğer davalıların vekili sıfatı ile müvekkili aleyhinde açılan ve İstanbul 7. Ticaret Mahkemesinin 1998/170 E. sayılı dosyasında görülen kendilerine ait projenin izinsiz kullanıldığı savına dayalı tazminat davasına ilişkin yargılamada verilen 28.4.1999 tarihli dilekçede davada hak arama amacı ile bağdaşmayacak ölçüde müvekkilinin kişilik haklarına ağır tecavüzde bulunulduğunu ileri sürerek, 20 milyar lira manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketlere vekaleten ve kendi adına asaleten G. Üstün cevabında söz konusu dilekçeyi avukat olarak mesleki bağımsızlık sınırları içinde düzenlediğini, müvekkili şirketlere husumet yöneltilemeyeceğini, dilekçede davacının kişilik haklarına saldırılmadığını, dilekçedeki ifadenin davanın özüyle doğrudan ilgili olduğunu ve TCK. nun 486/1. maddesi uyarınca hukuka aykırı olmadığını, o sıralar gündemde olan davacı hakkındaki bazı haber ve yorumlara atıf yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu dilekçeye ve ilişkin bulunduğu dava dosyası kapsamına, davacı ile ilgili meclis araştırma komisyonu raporuna ve basındaki haber ve yorumlar ile tanık anlatımlarına dayanılarak, o davadaki keşif sırasında davalılar vekilinin bilirkişilerin etki altına alınmak istendiği iddiasının hukuka aykırılık taşımadığı, davacının üstlendiği TBMM Genel kurul salonunun yeniden düzenlenmesi işi ile ilgili yaygın yolsuzluk iddialarına yapılan göndermenin olayın o dönemdeki beliriş biçimine uygunluk gereğini yansıttığı, bu iddialar davacının kişilik değerlerini zedelese ve bu iddialar hukuken kesinlik kazanmamış olsa da iddiaların ciddiyeti ve güncelliği gözetilerek davalı avukatın dilekçedeki değinişinin hukuka aykırı bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketlere yönelik davanın husumetten, diğer davalıya yönelik davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davaca vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3.240.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 08.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy