(1163 S. K. m. 53, 98) (6762 S. K. m. 361)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.02.2001 tarih ve 1998/649 - 2001/65 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilleri dahil kayıtlı üye sayısı 108 iken, 30.05.1998 tarihli genel kurul toplantısına 40 üyenin çağrıldığını, müvekkillerinin de çağrılmayanlar arasında olduğunu ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların tümünün iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ihraç edildiğini, dolayısıyla dava haklarının kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacılardan …. ve …’in açtıkları ihraç iptal davasını kazandıkları, dolayısıyla yargılama boyunca ortaklıklarının devam ettiği, iptali istenilen genel kurul toplantı tarihinde de ortak sıfatlarının bulunduğu, kooperatifin kayıtlı 80 üyesinden davacılar dahil 40 üyenin toplantıya çağrılmadığı, çağrılan diğer 40 üyeden ise 36 üyenin katılımı ve oybirliği ile kararların alındığı, bu durumda davacıların dava tarihi itibariyle, alınan kararların iptalinde menfaatlarının bulunduğu, davacılardan ……, …., …..’ın davayı takip etmedikleri gerekçeleriyle, bunlar bakımından davanın açılmamış sayılmasına, diğer davacılar …. ve ……. bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacılar dahil 40 üyenin davalı kooperatifin genel kurul toplantısına çağrılmadığı iddia edilerek, genel kurulda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, genel kurul tarihi itibariyle kooperatife 80 kayıtlı olan üyeden 40 üyenin toplantıya çağrılmadığı, çağrılan 40 üyeden 36 üyenin katılımı ve oybirliği ile kararların alındığı, oysa 40 üye çağrılmış ve de katılmış olsalar ve red oyu kullansalar idi aksi yönde bir karar çıkabileceği, dolayısıyla kararların iptali gerekeceğinin düşünülebileceği ilke olarak bildirilmiş ve fakat yine aynı raporda toplantıya çağrılmayan 40 kişiden 31 kişinin ortaklık sıfatlarının sona erdiği belirlenip geriye kalan kişiler açısından ise, toplantıya katılmamaların sonuca etkili olmayacağı açıklanarak, kararların iptallerinin gerekmediği de bildirilmiştir. Mahkemece ise, alternatifli çözüm içeren rapordaki görüşlerden iptale yönelik olarak tercih edilmesinin nedenleri karar yerinde tartışılarak belirlenmesi gerekirken, hükmün bu konuda gerekçe içermemesi karşısında kararın HUMK’nun 388. maddesine aykırı olması nedeni ile bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, dava; genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulundukları iddiasıyla açılmamış olup, çağrılması gerekip de çağrılmadıkları için katılmayanların yokluğunda alınan kararların iptali dava konusu edilmiştir. Dolayısıyla, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla, TTK.nun 361/son maddesi hükmünün de bu davada uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenle, mahkemece davanın, bu madde hükmü çerçevesinde ele alınarak, çağrılması gerekenlerin çağrılmamasının oylama sonucunu etkileyebileceği noktasından hareketle sonuca varılması doğru olmamıştır. Zira, Dairemizin yerleşik uygulamalarında, çağrıdaki usulsüzlüklerin, o toplantıda alınan kararların yoklukla sakat olmasını gerektirmediği, ancak nisbi butlan yaptırımına tabi olduğu dikkate alınarak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. madde hükmü bakımından, kanuna, anasözleşme hükümlerine veya iyiniyet esaslarına aykırı mahiyette karar alınıp alınmadığı saptanarak, sonucuna göre karar verilmek gerektiği belirtilmiştir.
O halde, mahkemece dava, yapılan bu açıklamalar ışığında ele alınarak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)