(1086 S. K. m. 427)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen 16.5.2001 tarih ve 1999/1118-2001/671 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davalı temsilcisi tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.11.2001 günde davalı Kooperatif temsilcisi ... gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan kooperatif temsilcisi dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 507 C/4 nolu dairenin kendisine tahsis edildiğini, bu dairenin diğerlerinden farklı olarak mutfak ve banyo içişleri eksik teslim edileceği ve yine bu konutun 60 m2 olmasına karşın 85 m2'lik konut aidatı alındığını, müvekkilin Nisan 1994 tarihine kadar aidatlarını düzenli ödediğini, kesin hesap çıkmaması nedeniyle o tarihten sonra ödeme yapmadığını, kooperatif yönetimi ile görüşmeye gittiğinde müvekkilinden ihraç tehdidi ile 150.000.000 lira ve 175.000.000 lira bedelli 2 adet bono alındığını, ancak müvekkilin davalıya bu kadar borcu bulunmadığını ileri sürerek, ancak müvekkilin davalıya bu kadar borcu bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin kooperatife olan gerçek borç miktarının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacının diğer ortaklarla aynı büyüklükte 100 m2 konutunun olduğunu, 1995 yılı itibariyle borçlarının hesaplanıp dava konusu bonoların alındığını, gecikme cezalarının da, uygulanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacıya ait dairenin 75.04 m2 olduğu tesbit edilmiş olup, genel kurulca kabul edilen 5.180.000 lira m2 fiyatına göre hesap yapıldığında davacıdan 74.53 m2 bedelinin alındığı aradaki farkın 0.51 m2 olup, bunun bedelinin 2.641.800 lira olarak belirlendiği gerekçesiyle, davacının 2.641.800 lira için davasının reddi ile iki bono bedelinden bunun çıkarılması ile kalan 322.358.200 liralık miktar için borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen aşağıdaki bentler dışında kalan davalı temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı kooperatifçe ortaklardan aidat yerine m2 birim maliyeti hesabına göre, belirlenen ödemeler alındığı konusunda uyuşmazlık yok ise de, davalı kooperatifin henüz kesin hesap çıkarmadığı ve şerefiyelendirme yapmadığı da, anlaşılmaktadır. Bu durumda, ortakların asıl borç durumlarının şerefiyelendirme sonunda ortaya çıkacağı açıktır. Mahkemece, bu husus dikkate alınmadığı gibi, uyulan Dairemizin 14.10.1999 tarihli bozma ilamında, davacının kendisine tahsis edilen konutun m2 birim fiyatına göre, düşen borç miktarı hesaplanmış ise de, bozma kararında diğer daire sahiplerinin ödemelerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesinin de, vurgulandığı, fakat hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda bu hususun hiç irdelenmediği ve bozma gereçlerinin tam olarak yerine getirilmediği görülmüştür.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde araştırma yapılarak ve özellikle 14.10.1999 tarihli bozma ilamında belirtilen gerekler yerine getirildikten sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, mahkemece verilen ilk kararda davacının 23.154.600 lira borçlu bulunduğuna hükmedildiği ve söz konusu kararın davacı tarafından temyiz edilip, davalı yararına bozulduğu halde, temyize konu iş bu kararda davacının 2.641.800 lira ile borçlu bulunduğunun hüküm altına alınmasının lehine bozma yapılan taraf aleyhine hüküm kurma ilkesine (bozma kararının kesinleşmesiyle oluşan müktesep hak) aykırı olarak karar verilmesi de, isabetli görülmemiş ve kararın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle, davalı temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte yazılı nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy