(1086 S. K. m. 440, 442)
Dava: Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. ile Arıcak Turizm ve Ticaret A.Ş. arasındaki davadan dolayı Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.02.2000 gün ve 1999/87 - 2000/148 sayılı kararı onayan Daire'nin 26.10.2000 gün ve 2000/5658 - 2000/8190 sayılı kararı aleyhinde davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı anonim şirketteki müvekkilinin paylarının satışına ilişkin sözleşmede öngörülen edimlerin alıcı dava dışı Hasan Arıcak tarafından yerine getirilmediğinden pay devrinin gerçekleşmemesine rağmen, 15.01.1999 tarihinde yapılan genel kurula müvekkilinin davet edilmediğini, temsilcilerin toplantıya alınmadığını ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, sözleşmenin tasdik edilmekle yürürlüğe girdiğini, davalı şirket yönetim kurulunda davacıyı temsil eden üyelerin davacı tarafça istifasının sağlandığını, davacının ortaklık sıfatı kalmadığından genel kurula çağrılmadığını, bu suretle dava hakkı bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının paylarının satışına ilişkin sözleşmenin, dava dışı alıcının edimlerini yerine getirmesini müteakip imzalanacak olan devir ve ferağ beyannamesi ile yürürlüğe gireceğinin öngörüldüğü, alıcının edimlerini yerine getirmediği, devir ve ferağ beyannamesinin de ibraz edilemediğinden payların halen davacıya ait olduğu bu sebeple onun genel kurula çağrılmadan yapılan genel kurulda alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğundan 19.01.1999 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltilmesi isteminde bulunmuştur.
Taraflar arasında akdedilen 14.08.1998 tarihli vadeli (kredili) hisse senedi ve/veya hisse senedi ilmühaberi satış sözleşmesinin 12 nci maddesinde (Alıcının, bu sözleşmenin 11 nci maddesinde belirtilen iş ve işlemleri tekemmül ettirmesinden sonra banka ile alıcı arasında imzalanacak Devir ferağ beyannamesi ile satışa konu hisseler, tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte alıcıya devredilecektir) hükmüne yer verilmiştir. Davacı, bu maddede yer alan hisselerin devir ve ferağ sözleşmesinin düzenlenmediğini savunmuş, davalı da böyle bir sözleşmeyi ibraz etmemiştir.
Davalı anonim şirketin pay senetleri nama yazılıdır. Ancak, şirket payları henüz senede bağlanmadığı gibi, bunlara ilişkin ilmühaber dahi çıkartılmış olmayıp, çıplak pay durumundadır. Senede bağlanmamış payların devri ise, BK. nun 163 ve devamı maddelerinde yer alan alacağın temliki hükümlerine tabidir. Alacağın temliki, temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, temlik ile çıplak pay devralana geçer. Bunun için alacağın temlikinde öngörüldüğü gibi, yazılı şekil şarttır. (Bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu - Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku - İstanbul - 2000 - Sh.419/767, a) Tarafların da çıplak payın devrini, taahhüt sözleşmesindeki edimlerin yerine getirilmesini müteakkip devir ve ferağ beyannamesine bağlamış bulunmaları, yukarıda değinilen zorunlu hukuki gereksinimin doğal bir sonucudur.
Görülmekte olan bu dava, anonim şirketin, 14.08.1998 tarihli sözleşmesinden sonra yapılan 19.01.1999 tarihli genel kurul toplantısının iptaline ilişkindir. Bu genel kurulun toplanması için gerekli koşulların o tarih itibariyle Türk Ticaret Kanunu, anasözleşme ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri karşısında biçimsel olarak gerçekleşip gerçekleşmediği konusu ile ilgili olup, o tarihteki payların statüsüne göre çözümlenmesi gerekir. Yoksa, 14.08.1998 tarihli sözleşme hükümlerinin, taraflar bakımından bağlayıcı sonuç doğurup doğurmadığı hususu bu davanın konusu olmayıp, dava dışı Hasan Arıcak'ın payları devir aldığı iddiası ile açacağı bir eda davasında çözümlenmesi gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar ve sözleşme koşullarına göre, yine sözleşmedeki edimlerin bir kısmının şirketçe yerine getirilmesini sağlamak için, davacı şirket yöneticilerinin yönetimden çekilmeleri ve bu aşamada yönetimde bulunan kişilerce pay devri gerçekleşmeden, pay defterine davacı banka paylarını, dava dışı Hasan adına yazmış olmaları gerçeği aksettirmediğinden, bu yöne ilişen karar düzeltme itirazları sonuca etkili bulunmamıştır.
Bu nedenledir ki, davalı şirket vekilinin karar düzeltme nedenlerinin Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK. nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 2.370.000.- lira karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı yasa ile değiştirilen HUMK. nun 442/3. madde hükmü uyarınca takdiren 35.591.400.-lira para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 13.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy