(6762 S. K. m. 3) (3095 S. K. m. 2/2) (818 S. K. m. 61)
Taraflar arasında görülen davada Şişli 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.5.200 tarih ve 2001/526-2001/677 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu ve davalı banka hesabından keşide edilen çekin karşılıksız çıktığını, çeki keşide eden dava dışı şahıs hakkında yapılan şikayet neticesinde çek bedelinin davalı bankaya yatırıldığını, davalı bankanın söz konusu parayı alacaklarına mahsup ettiğini ileri sürerek, 335.700.000 liranın %130 faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, paranın davacı adına yatırılmadığını, ayrıca davacı bankanın bloke talebi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 19.3.2001 tarih 2001/137-2037 sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre davanın kısmen kabulü ile 335.700.000 liranın hesaba yatırılma tarihinden itibaren işleyecek kademeli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gereği yerine getirilmemiştir. Taraflar tacir olup, arada sözleşme bulunmasa dahi Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesine göre ticari müesseseyi ilgilendiren bütün muamele ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari işlerde, 01.01.2000 tarihinden sonraki dönemde 3095 S.K.nun 4489 S.K. ile değişik 2/2.maddesi hükmü gözetilmek ve infaz aşamasında dikkate alınmak üzere avans faizi oranının reeskont faiz oranının üzerinde olması halinde avans faiz oranının uygulanması gerekmektedir. O halde davalı banka hakkında uygulanacak temerrüt faizi oranının yukarıda açıklanan şekilde belirlenmesi gerekirken aksi düşünceler ile dayanağı gösterilmeksizin yasal faize hükmedilmiş bulunması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy