(818 S. K. m. 142)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.5.2001 tarih ve 2000/628-2001/419 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Konya şubesindeki 2134715 nolu hesabına bağlı kredi kartına sahip olduğunu, kızı Melike için aynı hesaptan ek kredi kartı çıkartıldığını, kızının 11.4.2000 tarihinde ek kartını kaybettiğini, bu kart ile müvekkili hesabından 200 milyon lira çekildiğini, müvekkili ve kızının iradesi dışında Melike adına ayrıca açılan 2151744 nolu hesabın, kredi kartı ile ilgili diğer hesaba bağlandığını, o hesaptan da 1 milyar lira para çekildiğini, kartı çalanların bankamatik önünde sıra bekleyen davalılardan Hasan, Suat ve Şafak'tan yardım istediklerini, çalanların kart ile bu davalıların kartlarına havale yaptıklarını, sonrada davalıların bu havale edilen paraları kendi kartları ile çekip, çalanlara verdiklerini, bu şekilde davalıların haksız eyleme iştirak ettiklerini, kredi kartının bayana ait olduğu halde yardım isteyenlerin erkek olmasından şüphelenmeleri gerekirken, tam tersine yardımda bulunduklarını, davalı bankanın kartlar için bilinen güvenlik önlemlerini uygulamaya sokmadığı ve Melike için ayrı hesap açtığı için kusurlu olduğunu ileri sürerek, 1.200.000.000 liranın faiziyle davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının başvuru formunda kızı için ek kart talep ederken, kredi kartı limitini kızının da ortak kullanmasını kabul ettiğini, kartın şifresini ifşa eden davacının veya kızının zararın oluşmasına neden olduklarını, diğer güvenlik önlemlerini hiçbir bankanın uygulamadığını, limitlerin deneme ile öğrenilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılardan Şafak ve Suat, bankamatik önünde sıra beklerken önlerindeki kişinin, günlük çekim limitini doldurduğu için, gerekli olan parayı çekemediğinden bahisle yardımcı olmalarını istediği ve o kişinin kartın şifresini bilmesi nedeniyle o kişiden şüphelenmedikleri için (davacının iddiasında açıklandığı şekilde) yardımcı olduklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının banka hesabına bağlı ek kredi kartının dava dışı 3. kişiler tarafından çalındığı, banka dışındaki davalıların kendi hesaplarına, çalınan kart ile çalanların havale yapıp, davalıların kendi kartları ile o paraları çekip, çalanlara verdikleri, davalıların kredi kartındaki bayan adı ile yardım isteyenlerin erkek olmalarına dikkat etmeleri ve şüphelenmeleri gerektiği, ancak eylemin davalılar tarafından birlikte işlendiğinin kanıtlanamadığı, müteselsil tahsil talebinin reddedildiği, davalı bankanın bir kusurunun bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın banka dışındaki davalılar bakımından 280, 300 ve 120 milyon lira üzerinden ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı fazla alınan 6.260.000 lira harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy