(6762 S. K. m. 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Fruko-Tamek ürünlerinin Sunbaş, Kadirli, Andıran, Kozan Hacılar ve Gazi Köy merkez ve köylerinde tek yetkili satıcısının müvekkili olduğunu, davalıların ise bu ürünleri haksız olarak pazarladıklarının tespit edildiğini, davalılar eyleminin haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, davalı faaliyetlerinin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının tekel hakkının olmadığını, yetkili satıcılardan temin edilip pazarlama işleminde haksız rekabet koşullarının oluşmayacağını, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca da davanın dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran markadan yararlanma hakkının sadece marka sahibine veya onun izin vereceği kimseye ait olup izinsiz kullanımın yetkili kişinin haklarına tecavüz ve haksız rekabet olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar Ahmet Nomanoğlu, Ahmet Kösece, Süleyman Akdağ, Eşref Küçükyılmaz, Galip Kadıoğlu, Alpaslan Altuner vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tek satıcılık sözleşmesi'ne dayalı haksız rekabetin ve müdahalenin önlenmesine ilişkindir. Davacı tarafın dayandığı 23.08.1996 tarihli "Fruko-Tamek Meşrubat Pazarlama ve Ticaret A.Ş. Bayileri ile Çalışma Şartları" başlık sözleşme herhangi bir markanın kullanma hakkının devri ile ilgili olmayıp belirli bölge ve yerlerde davacıya bayilik yapma hak ve yetkisini düzenlemektedir. Davacıya devredilmiş bir marka kullanım hakkı bulunmadığına ve esasen davacının da böyle bir iddiası da bulunmaması karşısında uyuşmazlığın, 556 sayılı KHK'de düzenlenen marka haklarının korunması ile ilgili düzenlemeler ile çözülmeye kalkışılması mümkün değildir.
Bu durumda Mahkemece, davacı ile dava dışı Fruko - Tamek Meşrubat Pazarlama A.Ş. arasında düzenlenen sözleşme içeriğinin incelenmesi, davacıya hangi çerçevede bayilik hak ve yetkilerinin tanındığının açıklığa kavuşturulması ve buna göre, her bir davalının ayrı ayrı ne surette davacı haklarına tecavüz ettiğinin daha açık bir anlatım ile davalıların bayi gibi davranıp davranmadıklarının tespiti ve bu hususta taraflara delillerini sunma imkanı tanındıktan sonra elde edilecek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, olayda uygulama imkanı bulunmayan markalar hukukundan hareket ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy