(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.3.2001 tarih ve 1999/69 - 2001/227 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını, rizikonun davalıya ihbar edildiğini ancak, sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 3.673.000.000 TL. nin olay tarihi 2.9.1998'den itibaren reeskont oranında temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza tutanağında davacının % 60 oranında promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, kazanın alkol nedeniyle meydana geldiğini, poliçe genel şartları uyarınca hasarın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının Karayolları Trafik Kanunu'nda öngörülen oran üzerinde alkol aldığı ve poliçe genel şartları (A.5/5) maddesi uyarınca hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline ait kasko sigortalı aracın, kazaya uğradığından bahisle tazminat talebinde bulunmuştur. Kasko sigorta poliçesi, taraflar arasında poliçe genel şartları çerçevesinde akdedilen bir sözleşme belgesidir. Genel şartların (A-5) maddesinin 5. fıkrasına göre, rizikonun teminat dışında kalabilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yetmeyip, kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluştuğunun da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Artık burada üçüncü araç sürücüsünün, ya da sigortalı sürücünün kusurunun kasko sigortası olması nedeniyle önemi yoktur. Yani, önemli olan kazanın münhasıran alkolün etkisinde meydana gelip gelmediğidir. Bu durumun belirlenmesi de, aralarında bir trafik uzmanı ve nöroloğun da bulunduğu bir bilirkişi kurulu marifetiyle inceleme yaptırılmak, olayın meydana geliş şekli itibariyle bu kaza ve hasarın münhasıran alkolün etkisi altında ileri gelip gelmediğinin ve illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespit ettirilmesi ile mümkündür.
Mahkemece, açıklananların ışığında, yeniden bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy