(6762 S. K. m. 1301)
Taraflar arasında görülen davada Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.05.2001 tarih ve 2000/28-2001/223 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının işleteni olduğu aracın müvekkilince kasko sigortası yapılan araca çarparak hasarlanmasına sebep olduğunu ileri sürerek, TTK.nun 1301. maddesi gereğince sigortalıya ödenen 470.957.000 TL'nin davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, hasarın fahiş olduğunu, kaza sırasında kaskolu aracın sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu, ehliyetsiz sürücünün kullandığı araçta meydana gelen hasarın poliçe kapsamı dışında olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, keşif ve benimsenen uzman bilirkişi raporuna göre, 235.478.500 TL. için davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301. maddesine dayanan kasko sigortasına ilişkin rücuen tazminat istemine yöneliktir. Davalı, kaza tarihinden önce sigortalı araç sürücüsünün ehliyetine başka bir trafik kazası nedeniyle Muratlı Cumhuriyet Savcılığı'nca el konulduğunu, poliçe genel koşullarına aykırı olarak sigorta şirketinin, ehliyetsiz sürücünün kullandığı araçta meydana gelen hasarı ödemekle halefiyet hakkını kazanamayacağını savunmuştur. Bu durumda, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulup, kaza anında sigortalı araç sürücüsünün geçerli bir sürücü belgesine sahip olup olmadığının ve davacı sigorta şirketinin exgracia (hatır) ödemede bulunup bulunmadığının ve dolayısı ile halefiyet hakkının bulunup, bulunmadığı saptanıp, sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy