(1163 S. K. m. 53)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.06.2000 tarih ve 1999/225 - 2000/298 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif üyesi olduklarını, 11.04.1999 tarihinde yapılan genel kurulda yanıltıcı bilgi ve belgelerle ibra kararı alındığını ileri sürerek, ibra kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların genel kurul tutanağında muhalefetleri bulunmaması nedeniyle dava açmaya yetkileri bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacıların genel kurul tutanağında muhalefet şerhlerinin bulunmadığı, 15 imzalı tutanak ibraz etmiş iseler de itirazların kayda geçirilmemesi durumunda Bakanlık temsilcisine yazılı olarak bildirimin yapılması gerektiği, bu şekilde işlem yapılmamış olduğu gerekçesiyle, yasal şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin genel kurulda alınan kararlara muhalif kaldıklarını, muhalefetlerinin divan başkanlığınca tutanağa geçirilmediğini, bakanlık temsilcisine yapılan başvurunun da iş yoğunluğu nedeniyle nazara alınmadığını ileri sürmüştür.
1163 Sayılı.Kanunun 53.maddesinde, genel kurul kararlarına ret oyu verenlerin karşı oylarını tutanağa yazdırmak istemeleri ve bu istemin reddi halinde ne gibi işlem yapılabileceği düzenlenmemiş bulunmaktadır. Ancak, oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen ortakların dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu kural göz önüne alınarak karşı oylarının yazılmasına izin verilmeyen ortakların bu istemlerinin dava içerisinde hadise şeklinde çözümlenmesi kabul edilebilir.
Burada ortaya çıkacak sorun, ortakların bu iddialarını nasıl ispatlayacaklarıdır. Bu yönün ispatında iddia edilen olayların niteliğine göre hukuki fiil olarak ortaya çıkan hususlar için tanık dinlenmesine izin vermek gerekir. Fakat böyle bir halin ortaya çıkması durumunda, ortakların, her şeyden önce genel kurulu yöneten başkanlık divanına ve bu olanaksız ise, bakanlık temsilcisine başvurması, karşı oyların yazılmasının engellendiğinin ileri sürülmesi gerekir.
Somut olayda, davacıların iddialarının da bu yönde bulunmasına göre, divana başvurunun yapılıp yapılmadığı ve bakanlık temsilcisinin raporunun bu yönleri içerip içermediği araştırılmalı ve hasıl olacak sonuca göre taraf tanıklarının dinlenmesi ve ayrıca tanık olarak başkanlık divanı başkanı ve üyeleri ile bakanlık temsilcisinin dinlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy