(6762 S. K. m. 68) (7269 S. K. m. Geç. m. 15)
Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.11.1999 tarih ve 1999/673-1999/603 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin vergi mükellefi tacir olduğunu, 17.08.1999 tarihinde meydana gelen depremde muhasebecisine ait işyerinin yıkıldığını, burada muhafaza edilen ticari defter, fatura ile tüm yasal evrakın zayi olduğunu ileri sürerek, TTK ve VUK gereğince tutulması ve bulundurulması gerekli tüm defter ve belgeler ile ödeme kaydedici cihaz ve bilgilerin zayi olduğundan dolayı zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, müvekkili hazineye husumet düşmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın Sakarya Defterdarlığı'na izafeten hazine aleyhine açıldığı, bu tür davalarda hazinenin hasım gösterilemeyeceği gerekçesiyle, davanın husumetten REDDİNE karar verilmiştir
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 68. ve 574. sayılı "Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısı ile Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki KHK.nin geçici 15 nci maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmış zayi belgesi verilmesine ilişkindir.
Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, bu tür davalarda verilen bir karar kesin hüküm niteliğini alamayacağından, hasımsız olarak açılması gerekir. Bu şekilde, alınan kararın, uyuşmazlıkların niteliklerine göre çeşitli mercilere ibraz edilebilme olanağı sağlanmış olur. Bu nedenle, işbu davanın hasım gösterilerek belirli kurumlar aleyhine açılması doğru değil ve mahkeme kararındaki gerekçe yerinde ise de, davanın sırf bu nedenle reddi de yerinde değildir. Dava konusu olayın özelliği de dikkate alınarak, mahkemece yapılacak iş, öncelikle bu davanın hasımsız olarak görülmesi gerektiği bir ara kararına bağlanarak, davalı tarafın davadan çıkarılması ve yargılamaya hasımsız olarak devam edilmesi olmalıdır.
Mahkemece, yargılamaya hasımsız olarak devam edilip, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy