(6762 S. K. m. 68, 574)
Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.11.1999 tarih ve 1999/708-632 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin işyerinin 17.8.1999 tarihinde meydana gelen deprem sırasında yıkılması sonucu bu tarihe kadarki defter ve belgelerin enkaz altında kalarak kurtarılamadığını ileri sürerek, zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.nun 68. ve 574. sayılı "Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısı ile Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki KHK.nin geçici 15 nci maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmış zayi belgesi verilmesine ilişkindir.
Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, bu tür davalarda verilen bir hüküm kesin hüküm niteliğini alamayacağından, hasımsız olarak açılması gerekir. Bu şekilde, alınan kararın, uyuşmazlıkların niteliklerine göre çeşitli mercilere ibraz edilebilme olanağı sağlanmış olur. Bu nedenle, işbu davanın hasım gösterilerek belirli kurumlar aleyhine açılması doğru değil ise de, davanın sırf bu nedenle reddi de yerinde değildir. Bu itibarla, mahkemece yapılacak iş, öncelikle bu davanın hasımsız olarak görülmesi gerektiği bir ara kararına bağlanarak, davalı tarafın davadan çıkarılması ve yargılamaya hasımsız olarak devam edilmesi olmalıdır.
O halde, mahkemece, yargılamaya hasımsız olarak devam edilip, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy