(1086 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.10.2000 tarih ve 2000/588-635 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ekskavatör, davalıya makine kırılması sigorta poliçesi ile sigortalandığını, kum ocağında çalışırken makinanın kule daire dişlisinin çatladığını, rizikonun davalıya ihbar edildiğini ancak sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 15.464.781.250 TL maddi zararın ve 7.000.000.000 TL yoksun kalınan karın olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket merkezinin Altunizade/Üsküdar'da bulunduğunu, olayın ticari iş niteliğinde olduğundan Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunu savunarak, yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın müracaat halinde Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı sigorta şirketine Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile sigortalı ekskavatör de meydana gelen hasarın sigorta bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
HUMK.19 ncu maddesi özel yetki kuralı olup sigorta sözleşmesinden doğan tazminat davaları için ve sigorta sözleşmesi tarafları arasında uygulanır. Bu maddedeki özel yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olmakla beraber, kesin yetki kurallarından değildir. Madde hükmüne göre, sigorta konusu menkul mal bir yerde devamlı kalmayan, hareket eden bir mal ise, dava tehlikenin doğduğu (olayın olduğu) yer mahkemesinde açılabilir. Ayrıca, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, sigorta sözleşmelerine birinci fıkra hükümlerine aykırı bir yetki şartı konulamaz, konulmuş ise bu yetki şartı hükümsüzdür. Somut olayda ise, dava rizikonun meydana geldiği yer mahkemesinde açıldığına göre, mahkemece davalının yetki itirazının reddine karar verilerek, işin esasına girilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy