(818 S. K. m. 43, 44) (2004 S. K. m. 50, 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 2.Hukuk Mahkemesince verilen 17.7.2001 tarih ve 1999/430-2001/504 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 3 aylık çocuğunun davalının zorunlu otobüs koltuk sigortası ile sigortaladığı otobüste yolcu iken öldüğünü, sigorta bedelinin tahsili için icra takibi yapıldığını ancak takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların müvekkili aleyhine ihtiyari mali mesuliyet sigortası nedeniyle açtığı dava ile bu davanın birleştirilmesi gerektiğini, davacının ölen çocuğun babası olduğunu kanıtlanması gerektiğini, çocuğun ayrıca koltuk işgal etmediğinden, annesi için koltuk sigortasından 3 milyar lira ödendiğinden ayrıca tazminat ödenemeyeceğini, ödense bile hatır taşıması nedeniyle BK. 43-44. madde gereği indirim yapılması gerektiğini, limitin tamamının ödenemeyeceğini, faiziyle sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı sigorta şirketinin zorunlu otobüs koltuk sigortacısı olduğu araçta yolcu olarak bulunan ve geçirdiği kaza sonucu vefat eden çocuğu nedeniyle sigorta bedelinin tahsili amacıyla Samsun İcra Müdürlüğünde icra takibinde bulunmuş, davalı borca ve icra dairesinin yetkisine itirazında, şirket merkezlerinin Beyoğlu olduğunu ileri sürerek, takibi durdurmuştur. Davacı, itirazın iptali davasını Samsunda açmıştır.
İİK. nun 50. maddesi yetki kurallarını düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrasında yetki itirazının esas hakkında itirazla birlikte yapılacağı, Tetkik Merciinin önce yetki itirazını inceleyip kesin bir sonuca bağlayacağı belirtilmiştir. Bu madde hükmünün itirazın iptali için müracaat edildiği hallerde de uygulanacağının kabulü gerekir. Zira İİK. nun 67. maddesinde açıkça Takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklı denildiğine göre, alacaklıya ya mahkemeye ya da mercie müracaat imkanı bakımından bir tercih hakkı tanınmaktadır. Alacaklı tercihini mahkemeye müracaat şeklinde yapmışsa artık mahkemenin hem icra dairesinin yetkisine itirazı ve hem de borcun esasına ilişkin itirazı incelemesi gerekecektir. Esasen merciden daha geniş yetkili bir mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir sebep de bulunmamaktadır.
Bütün bu hususlar nazara alınarak somut olay incelendiğinde; Samsunda açılan itirazın iptali davasında, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı incelemek suretiyle yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunup bulunmadığını belirlemesi gerekir. Samsun İcra Dairesinde, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olmakla takip durmuş ve bu itiraz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmakla yetki itirazı askıda kalmıştır. O halde, mahkemenin somut uyuşmazlıkta ilk olarak, icra dairesinin yetkisine yapılan itirazı incelemek suretiyle icra takibinin yetkili icra dairesinde yapıldığına kanaat getirmesi halinde işin esasına girmesi, aksi halde icra dairesinin yetkili olmadığını belirlemesi durumunda esas hakkındaki itirazlara girişilmeksizin, yetkili icra dairesinde yapılan icra takibi bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davasının reddine karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak icra dairesinin yetkisini incelemeksizin davanın esası hakkında verilen karar doğru görülmemiş, bozma nedenine göre de davalı vekilinin esasa yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy