(6762 S. K. m. 277, 404) (818 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.04.2000 tarih ve 1997/1239 - 2000/777 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Şirket ve Ahmet A. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin davalı anonim şirketin hissedarı olduklarını, müvekkili Orhan'a ait 676 payın ayni sermaye karşılığı olduğunu, 31.10.1996 tarihinde yönetim kurulunun toplanarak müvekkillerinin ortaklıktan ayrılmayı talep ettiklerinden bahisle hisse karşılığı verilecek malları karar altına aldığını, kararın tüm ortakların rızası ile alınmamış olduğunu, müvekkili İbrahim'in hisse devrine ilişkin bir talebinin olmadığını, ayni sermaye karşılığı hisselerin 2 yıl geçmeden devrinin yasaya aykırı olduğunu, müvekkili Orhan'ın kendisini ilgilendiren kararın müzakeresine katılmaması gerektiğini, bunun yanında hisse devri ile şirketin ortak sayısının beşin altına düştüğünü, bu durumda şirketin münfesih olduğunu, alınan kararın mutlak butlanla hükümsüz olduğunu ileri sürerek, yönetim kurulu kararının batıl ve geçersiz olduğunun tespiti ile iptaline, müvekkili İbrahim'in 1, Orhan'ın ise, 676 paya sahip olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iptali istenen belgenin davacı Orhan tarafından düzenlendiğini, diğer davacının sembolik hisse sahibi olduğunu, iptal isteme nedeni bulunmadığını, davacı tarafından yönetim kurulu kararı olarak sunulan belgenin şirket kayıtlarında bulunmadığını, haricen yapılmış bir anlaşma olduğunu, davanın konusu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, ayni sermaye olarak konulan hisselerin şirketin tescilinden itibaren 2 yıl geçmedikçe devrinin mümkün olmadığı, bunun yanında iptali istenen yönetim kurulu toplantısında ana sözleşmeye aykırı olarak iki kişi ile karar alınmış olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 30.10.1996 tarihli yönetim kurulu kararının batıl ve geçersiz olduğunun tespiti ile iptaline, davacı İbrahim'in 1, davacı Orhan'ın 676 payının bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı şirket ve Ahmet A. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağı bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi ile 30.10.1996 tarihli Yönetim Kurulu Kararının batıllık sebebiyle iptaline ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2-Davacılar Orhan G. 676, İbrahim P.'nin ise 1 oya sahip olduklarının tespiti yolundaki hükme yönelik davalılar vekilinin temyizine gelince:
Davacılardan Orhan G., işletmesinin tüm öz varlığını sermaye karşılığı olarak koymak, İbrahim P. ise 1 pay olmak suretiyle davalı anonim şirketin davalı Anonim Şirketin 11 Eylül 1995 tarihli kuruluşuna iştirak etmişlerdir. Şirketin bütün payları nama yazılı olup, henüz ihraç edilmemiştir. Davacı Orhan, paylarını 31.10.1996 tarihinde R.Yalçın T.'e devretmiş ve paylar şirket pay defterine kaydolunduğu o yer, Ticaret Sicil Şube Müdürlüğü'nce de saptanmıştır.
Davacı Orhan sair nedenlerle birlikte ayın karşılığı olan payların şirkete tescil tarihinden itibaren 2 yıl geçmeden devredilemeyeceği yolundaki T.T.K.nun 404 maddesine de dayanarak şirkette 676 payının bulunduğunun tespitini de istemiştir. Davacı tarafından bu yönde açılmış bir eda davası yoktur. Eda davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılamaz. Öte yandan, tespiti istenen 676 pay, dava tarihinde diğer paydaş R.Yalçın adına kayıtlı olup, onun tarafından kullanılmakta ve bu kişi aleyhine bu senetler bakımından açılmış bir istirdat davası yok iken, bir de davacı adına mükerreren tespit edilmesi şirketin ana sözleşmesinde belirli pay miktarının artmasına neden olacağından, davacıların bu yöne ilişkin istemlerinin reddine karar verilmek gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulması yerinde görülmediğinden hükmün bu yönde bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu Bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalılar vekili temyiz itirazlar reddi ile hükmün Yönetim Kurulu Kararının iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA, ( 2 ) nolu Bentte yer alan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu açıdan BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy