(1086 S. K. m. 363) (Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları A.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece Asliye 2. Hukuk Mahkemesince verilen 16.5.2001 tarih ve 2000/865 - 2001/718 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı sigorta şirketine deprem rizikosunu da içine alan sigortalı konutun, 17.8.1999 günü meydana gelen depremde uğradığı hasardan doğan sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 1.750.000.000. TL.sının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olaydan 5 ay sonra ihbar yapıldığını ve zararın daha az olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davanın kısmen kabulüne, 1.053.911.568. TL.sının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Dava deprem sigortasında oluşan deprem rizikosu nedeniyle sigortalı binadaki hasar bedelinin istemine ilişkindir.
Hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarında, davacının gerçek zararı hesaplanırken 1.1.1998 tarihli yönetmelik uyarınca konutun depreme dayanıklı hale gelmesi için gerekli güçlendirme ve takviyelerin de yer aldığı güçlendirme projelerinin esas alındığı anlaşılmaktadır. Bu şartlarda bilirkişilerce belirlenen hasarın, gerçek zarar olduğu söylenemez. Davacının gerçek zararı belirlenirken, deprem öncesi hali ile deprem sonucu uğradığı hasarlı durumu arasındaki farkın saptanması gerekmektedir. İmar mevzuatı uyarınca konutta yapılması gereken yeni harcamaların sigorta teminatı kapsamına dahil edilmesi mümkün değildir. Mahkemece açıklanan esaslar dairesinde, aralarında sigorta uygulamasından anlar bir uzman bulunan bilirkişi kuruluna, gerektiğinde mahallinde keşif suretiyle inceleme imkanı da tanınmak suretiyle inceleme yaptırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy