(818 S. K. m. 270, 126) (3213 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.5.2001 tarih ve 1999/1018-2001/518 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait maden sahasının işletilmesini rödovans karşılığı devralan davalının, 1991-1999 yılları için rödovans ödemediğini ileri sürerek, 30 milyar liranın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, rödovans sözleşmesinin hasılat kirası sözleşmesi niteliğinde olduğunu, 2.11.1990 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiklerini, bu tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra davanın açıldığını savunarak, zamanaşımı nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar doğrultusunda, davalı tarafın sözleşmenin feshini 2.11.1990 tarihli ihtar ile bildirdiği, 4.8.1992 tarihli cevabi ihtarname ile davacının feshi kabul ettiği, sözleşmenin bu kabul tarihi itibariyle sona erdiği, sözleşmenin hasılat kirası niteliği nedeniyle BK.nun 126/5. maddesi uyarınca 5 yıllık süreye tabi olduğu, bu iki ihtarname arası dönem için tahakkuk eden alacağın zamanaşımına uğradığı, öte yandan sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için alacak tahakkuk edemeyeceğinden talep de edilemeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rödovans sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, alacak miktarı 1991-1999 yılları arasındaki dönem için talep edilmiştir.
Sözleşme ilişkisi 14.6.1988 tarihinde başlamış olup, kiracı durumundaki davalı şirket 2.11.1990 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiklerini bildirerek, maden ocağının 7 gün içinde kendilerinden teslim alınması hususunu davacı şirkete iletmiştir. Davacı şirket 13.11.1990 tarihli ihtarname ile alacağın ödenmesi gerektiğini davalı şirkete bildirmiş, 4.8.1992 tarihli ihtarname ile de, maden ocağının hemen teslimi halinde müşteri bulabileceğini belirterek, bu koşulla feshi kabul ettiğini bildirmiş olup, davacının mutlak bir kabulü sözkonusu değildir. Mahkeme ise, feshin 4.8.1992 tarihinde davacı tarafından kabul edildiği görüşünü bildiren bilirkişi raporuna itibar ederek ve alacağın tamamının zamanaşımına uğradığı sonucuna vararak, davayı tümden reddetmiştir. Oysa, davalı şirketin ortaklar kurulunun 31.12.1998 tarihli toplantısında, maden ocağının davacı şirkete teslimi kararlaştırılmış olup, en azından bu tarihe kadar davalının ocağı terketmediği açıktır. Fiili terk ve teslimin ne zaman yapıldığı, dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Rödovans sözleşmeleri, kendine özgü bir sözleşme tipi olmakla birlikte, BK.nun 270. vd. maddelerinde düzenlenen hasılat kirasına yakın özellikler göstermektedir. Kaynağını 3213 sayılı Maden Kanunu'ndan alsa da, o kanunda sözleşmenin yapısı, özellikleri ve sonuçları düzenlenmemiştir. Somut olayda, sözleşme hasılat kirası özelliklerine sahip olduğundan, alacak BK.nun 126. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, mahkemenin bu nitelendirmesi doğrudur. Ne var ki, dava edilen alacağın tamamı zamanaşımına uğramış değildir.
Bu durumda, sözleşmenin fiilen ne zaman sona erdirildiği tespit edilerek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde kalan alacak bölümüne ilişkin olarak, işin esasına girilmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, alacağın tamamının yazılı gerekçelerle zamanaşımına uğradığı sonucuna varılması, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy