(2004 S. K. m. 89, 120)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi' nce verilen 24.05.2001 tarih ve 1999/404-2001/690 sayılı kararın Yargıtay' ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.01.2002 günde davacı avukatı H. Esen ile davalı avukatı R. Kırmacıoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik hakimi H. Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının dava dışı PMD Perakende Mağazacılık ve Dağıtım A.Ş. aleyhine giriştiği İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 1999/902 sayılı takip dosyasından müvekkili bankanın Harbiye Şubesine birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, 12.01.1999 tarihinde tebellüğ edilen birinci haciz ihbarnamesine verilen cevapta, adı geçen PMD A.Ş. nin aynı zamanda davacı bankaya kredi borçlu su olması nedeniyle kredi borcunun teminatı olarak banka hesaplarında mevcut ve gelecek paraların 800 milyarlık kısmının 08.01.1999 tarihli sözleşme ile temlik edildiğinin bildirildiğini, buna rağmen İcra Memurluğu 08.02.1999 tarihli yazı ile bankaya post makinesi ile intikal eden paraları talep ettiğini, itirazın İİK' nun 89/4. maddesinde belirtilen prosedür içinde kaldırılmadan gönderilen ikinci tezkerenin hukuka aykırı olduğunu, borçlu PMD A.Ş. tarafından davacıya yapılan temlik işleminin davalı hacizlerinden önce olduğunu, kaldı ki, hacizli malların satışından yedieminin sorumlu olduğunu, temlik edilen hesaba gelen paraların iyi niyet ve temellük edildiğini ve geri istenemeyeceğini ileri sürerek, 19.03.1999 tarihli haciz tezkeresinin iptaline, PMD A.Ş. nin davacı bankanın Harbiye Şubesinde halihazırda mevcut hak ve alacağının bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 650 milyar liralık alacağın tahsili için alınan ihtiyati haciz kararı gereğince PMD A.Ş. nin işyerinde haciz işlemlerine başladığını, 35 güne süren haciz işlemi sırasında işyerinde bulunan tüm menkul malların haczedildiğini ve kaza hacizlerinin de sürdüğünü, aynı süre içinde kredi kartları ile yapılan alış veriş tutarları kartların ait olduğu pos makinelerinin Z raporları alınmak suretiyle her gün için saptanarak zapta geçtiğini, kredi kart bedellerinin teknik zorunluluk olarak borçlu PMD' nin davacı bankadaki hesabına intikal etmesi nedeniyle bilahare bu mahcuz mal bedellerinin ilgili bankalardan talep edildiğini, bunun için önce 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilip daha sonra haciz ve bedellerinin dosyaya celbi için müzekkereler yazıldığını davacı, 08.01.1999 tarihli temliknameye dayanmaya çalışmış ise de haciz tarihi ile aynı tarih içeren ve haricen düzenlenen bu belgenin muvazaalı olduğunu, mahcuz mal bedellerinin temlike konu olamayacağını, İİK' nun 86. maddesi gereğince borçlunun mahcuz menkul mallarda tasarruf edemeyeceğini, dava konusu yapılan tezkerenin ikinci haciz ihbarnamesi mahiyetinde olmadığının mahkeme kararı ile tespit edildiğini, davanın yasal süresinde açılmadığını savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya toplanan delillere, bi1irkişi raporuna nazaran davacı bankanın dava dışı PMD A.Ş. nin kredi borçları nedeniyle ve kredi alacağını temin etmek üzere 08.01.1999 tarihli temlikname ile borçlunun banka hesabına gelecek paraları temlik aldığı, aynı tarih itibariyle de tahakkuk eden damga vergisinin borçlu defterlerine Maliye Bakanlığı'na yatırılmak üzere kaydedildiği, temlik için alacağın muaccel olmasının şart olmadığı ve yazılı yapılmasının yeterli olduğu, davalının muvazaaya ilişkin savunmasını kanıtlayamadığı, tahakkuk eden damga vergisinin geç yatırılmasının sonuca etkili olmadığı, ilk haciz ihbarnamesine itiraz olması karşısında davalının İİK' nun 89/14 gereği Tetkik Merciine başvurmadığı gibi, aynı yasanın 120. maddesi gereğince alacak davası da açmadığı, ihtiyati haczin İcrai hacze dönüştüğünün dahi anlaşılmadığı, geçerli olan temlikname gereğince davacı bankanın borçlu hesabına gelen paraları iktisabında bir usulsüzlük bulunmadığı, pas cihazı üzerinden yapılan haczin dahi tartışmalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, İcra Müdürlüğü'nün 08.02.1999 tarihli tezkeresinin iptaline, 08.11.1999 tarihi itibariyle davacı Akbank Harbiye Şubesinde takip borçlusunun mevcut hak ve alacağının bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı banka vekili iş bu davasında, davalı bankanın, dava dışı Perakende Mağazacılık ve Pazarlama A.Ş.den olan alacağının tahsilini temin için ihtiyati haciz kararı alıp, bu kararı adı geçen A.Ş' nin Suadiye Mağazası'ndaki menkul malları üzerinde uygulatmaya çalıştığını, ancak gerek menkul ve gerekse bu menkul mallarını post makinaları ve kredi kartı kullanımıyla satışlarından elde edilen bedellerinin haczine yönelik icrai işlemlerin, İİK. nun konuya ilişkin hükümlerine aykırı olarak yapıldığının öne sürdüğü gibi, yukarda adı geçen şirketin kredi borçlarının teminatını teşkil etmek üzere müvekkili bankanın Harbiye Şubesi'ndeki hesaplarında mevcut ve gelecek meblağlardan 800 milyar lira kadar olanını, müvekkili bankaya, davalının ihtiyati haczi uygulattığı 01.08.1999 gününde ve fakat daha önceki bir saatte temlik ettiğini iddia ederek, böylece hem haczin geçerliliğini ve hem de ihtiyati hacze konu edilen menkul malların mağazada satışına devam edilmesi sonucunda Akbank Harbiye Şubesi' ndeki hesaplara gelecek paralar üzerinde davalının bir hakkı olmadığının tespitini, bir başka ifadeyle temlik nedeniyle söz konusu hesaplardaki paraların 800 milyar lirasına kadar olanının müvekkiline ait olduğunun tespiti ile İcra Müdürlüğü' nün bu paraların icra takip dosyasına gönderilmesine ilişkin 08.02.1999 tarihli kararının iptalini istemiştir.
Somut olayda İcra Müdürlüğü'nce 08.02.1999 tarihli karar alınarak, davacı bankadan, 08.01.1999 tarihinde ihtiyaten haczedilen menkul malların 08.01.199902.02.1999 tarihleri arasında post makinaları ve kredi kartları ile satışında elde edilip, dava dışı borçlu AŞ.' nin hesaplarına gelen meblağların icra takip dosyasına gönderilmesi istenmiş, bunun üzerine davacı bankaca İcra Müdürlüğü'nün 08.02.1999 tarihli kararına dayalı talimatının ve dolayısı ile bu icrai işleminin yasaya aykırılığı iddiası ile ve şikayetin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
Açılan bu davadaki şikayet, İstanbul 6. İcra Tetkik Merci Hakimliğinin bozmadan sonra tesis edilen 18.02.2000 tarih 1999/721 E. 2000/193 K. sayılı ilamı ile, haciz edilen menkul malların post makinaları ve kredi kartları ile yapılan satışlarından elde edilen bedellerinin de hacizli olduğu ve icra dosyasına gönderilmesi gerektiğinden bahisle reddedilmiş olup, davacı Akbank A.Ş.' nin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi' nin 04.05.2000 gün 2000/6595-2000/7270 sayılı kararı ile onanmış, karar düzeltme istemi de 26.06.2000 gün 2000/9909-2000/10690 sayılı kararı ile reddedilerek, şikayetinin reddi kararı kesinleşmiş bulunmaktadır. Bu durumda menkul haczine ilişkin icrai işlemlerin usulüne uygun olduğu ve bu meyanda post makinaları ve kredi kartları ile yapılan satışlardan elde edilen meblağların da haczin kapsamında kaldığı İcra hukuku hükümleri çerçevesinde belirlenerek, kesinleşmiş bulunduğundan, artık bu durumda derecattan geçerek kesinleşmiş merci kararına konu icra işlemleri genel mahkemede yeniden ele alınarak, tartışmada konusu yapılamaz. Genel mahkemede tartışma konusu yapılacak istem ise, alacağının varlığına veya yokluğuna bir başka ifade ile borcun esasına ilişkin olan iddialardır.
Nitekim davacı vekili de, bu davasında müvekkili bankanın Harbiye Şubesi'nde dava dışı PMD A.Ş. adına açılmış olan hesaplarda mevcut ve gelecek meblağların 800 milyar liraya kadar olan kısmının davalının haczinden önce PMD A.Ş' ce 08.01.1999 tarihli temlikname ile müvekkiline devredildiğini de iddia etmiş olup, buna karşın davalı vekili bu temlikin esasen 08.01.1999 tarihli haciz işlemlerinden sonra ve fakat muvazaalı olarak 08.01.1999 tarihinde yapılmış gibi gösterildiğini savunarak, haczin daha önce olduğunu, bu itibarla bahsi geçen hesaplara gelecek meblağlar üzerinde davacının bir öncelik hakkının bulunmadığını öne sürmüştür.
Bu durumda davadaki taraflar arasındaki çekişmenin esastan halli için, mahkemece yukarda açıklanan iddia ve savunma üzerinde durulup, tarafların delilleri değerlendirilerek ve özellikle davanın dayanağını teşkil eden temlik işlemi üzerinde durularak, davacı bankanın Harbiye Şubesinde açılmış ve dava dışı PMD. A.Ş.'ne ait olan hesaplara mahcuz malların kredi kartı ile satışından gelen paralar üzerinde hangi tarafından öncelik hakkına sahip olduğu belirlenerek, sonucuna uygun bir karar verilmek gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmadan, yukarıda da değinildiği gibi sırf icrai işlemlerin uygulanış şekli dikkate alınarak, post makineleri ile ve kredi kartı ile yapılan satışlardan doğan alacaklarının haczinin gerçekleşmediğinden bahisle, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, taraf vekilleri duruşmaya geldiğinden 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcı isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy