(1086 S. K. m. 187, 284) (6762 S. K. m. 5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye 4. Hukuk Mahkemesince verilen 2.7.2001 tarih ve 1999/121-2001/604 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, muris Rukiye'nin 31.12.1990 tarihinde davalı şirkete %95 kar paylı süper yaşam poliçesi ile hayat sigorta poliçesi düzenlettirdiğini, 5.2.1998 tarihinde ölümü üzerine poliçe özel ve genel koşulları gereği 250.000.000 lira ölüm, 1.000.000.000 lira temel ölüm ve 160.000.000 lira %95 kar payı kapitalinin ödenmediğini ileri sürerek, faizi ile birlikte 3.073.800.000 liraya ulaşan alacağın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın Ticaret Mahkemesi iş alanına girdiğini, poliçe prim taksitlerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle 28.2.1997 tarihinde tenzil edilerek prim ödemeden muaf sigortaya dönüştüğünü, bilahare 31.12.1997 tarihinde prim ödemesi ile poliçenin bu tarih itibarıyla tekrar yürürlüğe konulduğunu, yeni poliçe için istenen sağlık bildirim formunda murisin rahatsızlığı olmadığı ve ameliyat geçirmediği şeklinde yanlış bilgi verdiğini, bu nedenle poliçenin hükümsüz hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, ilk poliçenin primlerinin gecikmesinde murisin bir kusuru bulunmadığı, başka şahıs adına düzenlenmiş poliçe ve prim ödeme belgelerinin murise gönderilmesinin davalının ihmali olduğu, bu nedenle ilk poliçenin tenzil isteminin yerinde olmadığı, ilk poliçenin haksız olarak tenzil edilip muristen yeniden sağlık beyanında bulunma yükümlülüğü olmadığı, ayrıca sigortalının Aktoprak Sağlık Ocağında 6 ay süre ile hipertansiyon tedavisi gördüğüne ilişkin delil bulunmadığı, ölümün ihbarından itibaren 1 ay içinde sigorta şirketinin yazılı olarak cayma hakkını da kullanmadığı gerekçesiyle, 250.000.000 lira ölüm, 1.000.000.000 lira temel vefat tazminatı ile 123.988.719 lira %95 kar payı kapitalı ve 1.621.306.688 lira işlemiş faiz olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava, kar paylı hayat sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, serbest mali müşavir ve avukat bilirkişilerin ayrı ayrı düzenledikleri raporlara itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de, her iki raporda hayat sigortası poliçesi özel ve genel koşulları gözetilerek aktüarya ve kar payı hesabı yapılıp yapılmadığı konusunda denetime elverişli nitelikte değildir. O halde mahkemece aralarında hayat sigortası dalında uzman bilirkişinin de bulunduğu kurul oluşturulup, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi hükümleri göz önünde tutularak, davacılara ödenmesi gereken tazminat miktarının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, konusunda uzman olmayan bilirkişilerin düzenlediği rapora itibar edilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2 - Öte yandan davalının işbölümü itirazı süresindedir. Yanıt dilekçesinde hakim havalesinin bulunmamasına rağmen vekalet harcının yatırıldığı tarih ve dilekçenin muhabere yoluyla mahkemeye gönderilmiş olduğu gözetildiğinde mahkemenin itirazın süresinde olmadığı gerekçesi yerinde değildir. O halde mahkemece, davanın mutlak ticari davalardan olması nedeniyle, süresinde yapılan iş bölümü itirazının kabul edilerek, TTK.nun 5. maddesi gereğince, iş bölümü itirazının da kabulü gerekir iken, yazılı gerekçeyle reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy