(2918 S. K. m. 95) (818 S. K. m. 104/son) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2000 tarih ve 2000/316 2000/1105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Osman Kayar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü bulundukları aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın ehliyetsiz sürücüsü Osman'ın idaresi altında iken meydana gelen trafik kazası neticesinde karşı araçta oluşan hasar bedelinin 3 ncü şahsa ödendiğini ileri sürerek, Poliçe Genel Şartları'nın 4/c-d maddeleri uyarınca, 3 ncü şahsa ödenen 250.000.000.-TL poliçe teminatından, davalılarca ödenen 25.000.000.-TL.nın mahsubu ile bakiye 225.000.000.-TL alacağın tahsili amacıyla girişilen takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Osman Kayar, kazada karşı araçta meydana gelen tüm hasarın araç malikine ödendiğini, ikinci kez yapılmak istenen tahsilatın haksız olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı Ünal Yaşar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacı tarafından karşı araçta meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında giderildiği, takip tarihine kadar davacı alacağının 288.801.369.-TL.ya ulaştığı, davalı Ünal'ın icra takibine itirazının bulunmadığı gerekçeleriyle, davalı Ünal hakkındaki davanın reddine, diğer davalı Osman yönünden davanın kısmen kabulü ile takibe yapılan itirazın 288.801.369.-TL için iptali ile takibin bu miktar için devamına karar verilmiştir. Karar, davalılardan Osman Kaya tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili, sigortalı aracın Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın 4/c maddesi hükmü uyarınca, ehliyet belgesine sahip olmayan kişi tarafından kullanıldığını, bu nedenle 3 ncü kişiye yaptığı ödemenin rücuan tahsilini talep etmiştir.
Gerçekten de sigortacı ile sigortalı arasındaki akdi ilişkinin koşullarını oluşturan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi Genel Şartları'nın (tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller) başlıklı 4/c maddesinde tazminatı gerektiren olayın, aracın Karayolları Trafik Kanunu'na göre gereken ehliyetnameye haiz olmayan kimseler tarafından sevkedilmesi sonucunda vukua gelmiş ise sigortacının bu hususu zarar görenlere karşı ileri süremeyeceği ve fakat ödemede bulunduktan sonra tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Poliçede yer alan bu şart esasen KTK.nun 95 nci maddesi düzenlemesinin poliçeye aksettirilmiş bir hükmüdür.
Dava konusu olayda, sigorta konusu aracın ehliyetnamesiz kimseye kullandırılırken rizikonun gerçekleşmiş bulunmasına göre, KTK'nun 95 nci ve Poliçe Genel Şartları'nın 4 ncü maddesi hükmü uyarınca sigortacının ödediği tazminatın tamamı bakımından davalı sigorta ettirene rücu etmesi mümkün ise de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, sigortacının mevcut düzenlemeler uyarınca akidi almayan ehliyetnamesiz sürücüye yönelmesi: mümkün değildir. Bu durumda mahkemece davalı sürücü Osman hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalının dahi sigorta ettirenle birlikte sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de, davada istem davalılar aleyhine girişilen takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, takip talebinde birikmiş faiz alacağına da takip tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilmiş olup, onun hakkındaki davanın kısmen kabulü ile takibin 288.801.369.-TL üzerinden devamına karar verilmekle, BK.nun 104/son maddesine aykırı biçimde, faize faiz işler şekilde hüküm tesis edilmesi de hatalı olmuştur.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Osman Kayar'ın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy