(6762 S. K. m.1036,1055)
Dava: Davacılar vekili, müvekkillerinden L... Ltd Şti'nin gemi işletme müteahhidi, diğer müvekkili D... Ltd. Şirketi'nin ise sahibi ve donatanı olduğu Doğkar-1 Gemisi'nin İtalya'dan Arnavutluk'a çimento yükü taşıması konusunda davalı ile anlaştıklarını, ancak davalı taşıtanın 7 gün, 15 saat ve 15 dakika tutan sürastarya süresine ilişkin hesaplanan sürastarya alacağı olan 1.689.58 ABD Dolarını ödemediğini ileri sürerek, bu alacağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gemi kiracısı değil, broker olduğunu, yükleme ve boşaltmadaki gecikmenin gemi vinçlerinin geçerlilik sertifikasının olmamasından kaynaklandığını savunarak ve yargılama aşamasında sürastarya hesaplamasına da itiraz ederek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapora göre, davacılardan D... Ltd Şirketi'nin davalı ile taşıma ilişkisi içine girmediği, sözleşmenin davacılardan L... Ltd.Şirketi ile davalı arasında kurulduğu ve bu şirketin davalıdan kesintisiz sürastarya ücreti talep edebileceği gerekçesiyle, davacı D... Ltd.Şirketi tarafından açılan davanın aktif dava husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacı tarafından açılan davanın ise kısmen kabulüyle, 10.397.80 ABD Doları tutarındaki sürastarya alacağının temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline, fazla istemin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Karar: 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki navlun sözleşmesinin karşılıklı teleks teatisi ile kurulmuş bulunmasına, bu belgelerde davalının broker sıfatını açıklamadan, taşıyıcı sıfatını kullanmış bulunmasına ve nihayet 22.11.1996 tarihli navlun bedeli faturasını da davalının, davacı tarafa ödemiş bulunduğunun anlaşılmasına, davalının bu olgulara rağmen olayda broker sıfatı ile hareket ettiğini kanıtlayamamış olmasına, sözleşmenin yabancı dilde kurulmuş olmasının bu yönden sonuca etkili olamayacağına, bu açıklama ve deliller karşısında konişmentoya davalının taşıyan olarak derc edilmemiş olması, TTK.nun 1099 uncu maddesinin uygulanmasını gerektirmemesine, son bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, sürastarya ücretinin yükün boşaltma limanında gönderilene tesliminden ve sürastarya ücreti belirlendikten itibaren 10 gün sonra ödeneceğinin sözleşme ile kararlaştırılmış olması halinde, konişmentoda atıf yolu ile yer alan GENCON-76 md. 8 ( LIEN CLAUSE ) da yer alan sürastarya ücreti sebebiyle yük üzerinde rehin hakkının kullanılması esasen fiilen mümkün bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bend dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin, sürastarya süresinin hesap şekline yönelik temyiz itirazına gelince, davalı vekili, alınan son ek bilirkişi raporuna karşı diğer itirazları yanında davanın dayanağını teşkil eden navlun sözleşmesinde SHEX kaydının bulunduğunu, bu nedenle sürastarya süresinin hesaplanmasında Cumartesi ve Pazar günlerinin dikkate alınamayacağını savunmakta olup, mahkemece, bilirkişi raporunda bu konuda alternatifli çözüm içeren hesaplamalardan, SHEX klozunu dikkate almayan yani Cumartesi ve Pazar günlerinin de sürastarya hesabında sayılması ile oluşan ücret üzerinden davacı lehine hüküm kurmuş bulunmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nda yükleme ve boşaltma sürastarya sürelerinin hesabına yönelik 1036 ve 1055 nci maddeleri hükümlerine göre, aynı hükümlerde gösterilen istisnalar dışında, sürastarya süresinin, işgünü dikkate alınmaksızın, aralıksız olarak hesap edilmesi gerektiği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Ancak, anılan hükümlerin emredici nitelikte olmadığı da gerek uygulamada, gerekse öğretide tartışmasız bir şekilde kabul gören bir olgudur. O halde, taşıma ( navlun ) sözleşmesine konulabilecek hükümlerle, anılan yasa hükümlerinde belirlenen kesintisizlik ilkesinin aksinin kararlaştırılabileceğinin kabulü gerekir.
Nitekim, yukarıda da değinildiği gibi, dava konusu deniz taşıma işinde de davalı taşıyıcı, sözleşmeye SHEX kaydının konulmak suretiyle bu ilkenin aksinin kararlaştırıldığını ileri sürmektedir.
Sundays and holidays excluded ( Pazar ve tatil günler zamandan sayılmaz ) klozunun kısaltılmış adını içeren SHEX kaydı, taraflar arasındaki navlun sözleşmesine her iki limanda da Cumartesi ve Pazar günlerinin zamandan sayılamayacağına ilişkin kayıt olarak derc edilmiştir. SHEX klozunun bir navlun sözleşmesine derc edilmesi halinde, sonuçlarını doğurup, doğurmayacağı yönünde bir doktrin tartışması yoktur. Bilirkişilerin raporlarında değinilen doktrin tartışması, bu kaydın sözleşmedeki konulmuş yerine göre sonuç doğurup, doğrulamayacağına ilişkindir. Nitekim, öğretide bir görüşe göre, bu kaydın navlun sözleşmesinin herhangi bir yerine konulmuş olması doğuracağı sonuçlara etkili olmamasını savunurken, ( Bkz. Dr.S.Ünan, Bekleme Sürelerinin Hesabıyla İlgili Bazı Sorunlar, Deniz Hukuku Dergisi, Yıl 1, Sayı 1, Sh. 25 vd. ) diğer görüşe göre ise, bu kaydın sözleşmede açıkça sürastaryaya ilişkin bölümünde yer alması halinde sonuç doğurabileceğine ilişkindir. ( Bkz. Dr.M.Fehmi Ülgener, Çarter Sözleşmeleri, I, Genel Hükümler, Sh.432 vd. )
Dairemizce ise, yasada emredici olmayan bir hükümle belirlenen bir ilkenin aksinin sözleşmede yer alması halinde, bu sözleşme hükmüyle ilkenin aksinin kararlaştırılmış olması sebebiyle, sözleşmede konulduğu yer dikkate alınmaksızın, geçerli olacağı kabul edilmektedir. ( Bkz. 11.HD. 22.01.1997 gün ve 1996/6925 Esas, 1997/112 Karar sayılı kararı, Deniz Hukuku Dergisi, Yıl. 4, Sayı 3-4, Sh.141 vd. yayınlanmıştır. ) Aksi halde, böyle bir kaydın sözleşmede yer almış olmasına rağmen, hiçbir hüküm doğurmayacağı sonucu çıkacaktır ki, böyle bir yorum tarzı sözleşme hukuku ilkelerine ters düşeceğinden benimsenmesi uygun olmamıştır. O halde, mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak, son bilirkişi raporundaki SHEX kaydı dikkate alınarak yapılan sürastarya hesabı alacağına hükmedilmesi gerekirken, karar gerekçe yerinde bu husus hiçbir şekilde tartışılmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bendde gösterilen nedenle davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak ( 2 ) numaralı bendde gösterilen nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy