(2918 S. K. m. 20) (6762 S. K. m. 1269)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 5.6.2001 tarih ve 1999/660-2001/732 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.1.2002 günde davacı avukatı Y.Selim Terzioğlu ile davalı avukatı Nuray Demir gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı aracın geçirdiği trafik kazasında uğradığı zarardan doğan sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 5.000.000.000._TL sının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, araç malikinin dava dışı Mustafa B. olduğunu ve poliçe düzenlenirken gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, sigorta ettiren ve menfaat sahibinin davacı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.500.000.000._TL sının temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı sigorta vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının sigorta ettiren menfaat sahibi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Dava konusu trafik kazası olayındaki araca ilişkin sigorta poliçesi incelendiğinde, sigorta sahibinin dava dışı Mustafa B, sigorta ettirenin ise keza aynı kişi olarak gösterildiği, davacının herhangi bir şekilde sigorta sözleşmesinde yer almadığı anlaşılmaktadır. Davacı dayanağı olan ve davalı tarafın itiraz ettiği prim tahsil makbuzu fotokopisinde dahi, ödemenin dava dışı Mustafa B. adına yapıldığı yazılıdır. Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/D bendinde, motorlu araçların satış ve devirlerinin Trafik Tescil Müdürlüklerinde veya Noterliklerde yapılacağı öngörülmektedir. Ancak böyle bir satış ve devir işlemi araç üzerindeki mülkiyet hakkını devre elverişlidir. Bu devrin yöntemince aracın kayıtlı olduğu tescil müdürlüğüne bildirilmemesi yüzünden aracın tescil kaydında bir değişiklik yapılmaması satışa konu aracın mülkiyetinin geçişini engellemez ise de, anılan yasa maddesinde belirtilen türden resmi bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın, satış işlemine dayalı olarak işleten sıfatının ve araç üzerindeki mülkiyet hakkının devredildiğinin kabulü mümkün değildir. Buradan hareketle, mülkiyet hakkı iddiasına dayalı menfaat sahipliğinin, yukarıda öngörülen resmi şekle uygun bir satım yapılmadıkça, araç maliki olarak kayıtlarda gözüken şahıs dışında bir kimse tarafından ileri sürülmesi mümkün görülmeyecektir. Çünkü araç üzerindeki menfaat sahipliği iddiası, satış yoluyla mülkiyeti devralma işlemine dayandığından, bu işlem geçerli olmadıkça menfaat devri de geçerli olmayacaktır.
Hal böyle olunca, mahkemece, davacının sigorta ettiren ve satıma dayalı menfaat sahibi olmadığı göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000-lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy