(2918 S. K. m. 99) (1086 S. K. m. 38)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 23. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.03.2001 tarih ve 2000/444-2001/157 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından kasko sigorta poliçesi yapılan araca davalıların maliki ve sigortacısı olduğu aracın 6/8 kusurlu olarak çarpması ile meydana gelen 916.607.116-liranın hasarın 19.10.1999 tarihinde sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, kusur oranına göre 687.455.250-liranın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, poliçenin kayıtlarında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün % 75 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısman kabulü ile 664.500.000-liranın ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı sigorta şirketi vekili ile davalı şirket vekili temyiz emiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
1- Davalı sigorta şirketinin temyizi yönünden yapılan incelemede; davalı sigorta şirketi yargılama sırasında zarar veren araca ait sigorta poliçesinin kayıtlarında bulunmadığını savunmuş, dosyaya ibraz edilen poliçede davalı sigorta şirketinin kaşe ve imzasının olmadığı görülmüştür. O halde mahkemece, davalı sigorta şirketinin poliçesinin bulunduğunu iddia eden davacı tarafa poliçeyi sunması için süre verilerek, gerekirse dosyada tasdiksiz bir suretinin bulunması nedeniyle davalı sigorta şirketinin merkezinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davalı sigorta şirketinin sorumluluk türü ve miktarı saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Kabul şekline göre de; Karayolları Trafik Kanununun 99/1. maddesi gereğince sigortacının poliçe güvencesini yerine getirme yükümlülüğü, haksahibinin kaza ya da zarara ilişkin tespit tutanağı ya da bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde doğmaktadır. O halde, mahkemece, davalı sigorta şirketine sorumluluğu belirlendiği taktirde davadan önce bir başvuru yapılıp yapılmadığı araştırılıp faiz başlangıcının buna göre tespiti ve hükmedilen faizinde niteliği ve oranının kararda açıkça gösterilmesi gerekirken bu hususlara uygun olmayan şekilde karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
3- Davalı şirketin temyizi yönünden yapıla incelemede; dosya arasında bulunan Emniyet Müdürlüğünün 15.08.2000 tarihli yazısına göre davalı şirkete ait olduğu iddia edilen aracın kaza tarihinden önce 01.03.1999 tarihinde dava dışı bir şirkete satılmış olduğu, bu durumda davalı şirketin malik sıfatının bulunmaması nedeniyle bu davada husumetinin bulunmadığı anlaşılmış bulunmasına göre bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 11.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy