(2004 S. K. m. 68, 72, 72/5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.6.2001 tarih ve 1999/10-2001/481 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.1.2002 günde davacı avukatı Selahattin Taflıoğlu ile davalı avukatı Sami Karaman gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müvekkili kooperatifin ortağı ve eski yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davalı Hasan O'nun kendi isteği ile ortaklıktan çıktığını, 10.10.1998 tarihli genel kurulda yönetime seçilemediklerini, ancak aynı gün keşide ettikleri bonolarla kooperatiften alacaklı duruma gelerek, söz konusu bonoları icra takibine koyduklarını, bonoların tanzim tarihi itibariyle davalıların kooperatifi temsil ve ilzama yetkili olmadıkları gibi, esasen kooperatifin davalılara bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalılara borçlu bulunmadığının tespiti ile, % 40 kötü niyet tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, senet keşide tarihinde müvekkillerinin senet keşide etmeye yetkili olduklarını, söz konusu bonoların müvekkillerinin davacı kooperatiften olan alacaklarına karşılık keşide edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, 10.10.1998 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyesi olan her iki davalının ibra edilmedikleri gibi, yeni seçilen yönetimde de yer almadıkları, davalı Hasan O'nun kooperatif ortaklığından ayrılmakla yönetim kurulu üyeliğinin ortadan kalktığı, davalı İsmet E'in hem kooperatifi temsilen ve hem de, kendi lehine senet keşide edemeyeceği, aksi kabul edilse bile tek imza ile keşide edilen senetlerin kooperatifi ilzam etmeyeceğinden davacı kooperatifin 10.10.1998 keşide tarihi bonolardan borçlu bulunmadığı, alacaklısı İsmet E. olan 26.9.1998 keşide tarihli 4 milyar lira bedelli bono yönünden ise, Ankara 5. Ticaret Mahkemesi'nin 1998/992 esas sayılı dosyasında yöneticilerin yükleniciye hak ettiğinin üzerinde 4.800.687.739-lira fazla ödeme yapıldığına dair verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılan takibe konu bonolardan borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davaya konu 10.10.1998 keşide ve 30.10.1998 vade tarihli bonoların şekil eksikliği nedeniyle geçerli olmamalarına göre, bu bonolara ilişkin davanın kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalılar vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan diğer temiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalılar vekili, 26.9.1998 keşide tarihli 4 milyar TL bedelli bononun müvekkili İsmet E'ye davacı kooperatife verdiği 4 milyar liralık borç karşılığı olarak verildiği iddia edilmiş, mahkemece, Ankara 5. Ticaret Mahkemesi'nin 1998/1992 esas sayılı dosyasında davalıların yükleniciye hak ettiğinin üzerinde 14.800.000.000-lira fazla yatırdıklarına ilişkin kararın kesinleştiği gerekçe gösterilerek, söz konusu miktar dava konusu bono ile bir nevi takas mahsup yapılmak suretiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir. Oysa bu davada alınan meblağın takas- mahsubunu yapmak mümkün değildir. Kaldı ki, davalı İsmet E'nin davacı kooperatife 4 milyar lira borç verdiği de, belirlenmiş değildir.
O halde mahkemece, öncelikle davalı İsmet E'nin davacı kooperatife savunulduğu gibi, 4 milyar lira borç para verip vermediği konusunda yeterli araştırma yapılıp, bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Diğer yandan, İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca davalıların davaya konu takipler nedeniyle kötü niyetli oldukları sabit olmadığı halde davalılar aleyhine % 40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de isabetli görülmemiş ve karanın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 ve 3 nolu bentlerde yazılan nedenlerle, kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 250.000.000-lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy