(818 S. K. m. 21, 113/son)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.06.2001 tarih ve 2000/250-2001/800 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait iş yerinin davalı şirket nezdinde hırsızlık rizikolarını da kapsar biçimde sigortalı olduğu, işyerinin 7.6.1999 tarihinde soyulduğunu, müvekkilinin gerçek zararının 38.289.156.522-lira olmasına karşın, davalı sigorta şirketi tarafından aylar sonra 34.149.572.334-lira ödendiğini ileri sürerek, aradaki farkı oluşturan 4.139.583.988-liranın olay tarihiden itibaren işleyecek faiziyle birlikte, geç ödemeden dolayı ise 1.000.000.000-lira ticari faizin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eskpertiz tarafından belirlenen hasar bedeli olan 34.149.572.334-liranın sigortalısına ödendiğini ve karşılığında ibraname alındığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalı tarafından davacıya yapılan noksan tazminat ödenmesinin 4.711.600.000-lira olarak belirlendiği, ancak istemin 4.139.583.988-lira olduğu davalının 23.10.1999 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, dava tarihine kadar birikmiş faiz alacağının 327.717.065-lira olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile 4.467.301.053-liranın asıl alacak 4.139.583.988-liraya dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı sigortalıya müzayaka halinde bulunmasından faydalanılarak, sigorta bedelinin noksan ve geç ödendiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, bu hususta yeterli bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Gabin'i tarif eden BK.nun 21/1 nci maddesi hükmüne göre, Bir akitte ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu takdirde, eğer gabin mutazarrırın müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden, yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, mutazarrır bir sene zarfında akdi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere gabin'in biri objektif, diğeri de sübjektif iki unsuru bulunmaktadır. Objektif unsur karşılıklı edimler arasındaki açık değer farkı olup, kanunda açık nispetsizliğin ölçüsünü tayine esas olacak bir kural bulunmaması nedeniyle, bu hususta yargıcın takdir yetkisi önemli bir rol oynayacaktır. Sübjektif unsur ise, zarar görenin müyazakasından veya hafifliğinden ya da tecrübesizliğinden yararlanma halidir. Bilindiği üzere, müzayaka, esas itibariyle ciddi bir mali sıkıntı halini ifade eder. Somut olaya dönülecek olursa, davacı gerçek zararının (38.289.156.522.-) TL olduğu halde, davalı tarafından (34.149.572.334.-) TL ödendiğinden bahisle iş bu davayı açmış bulunmaktadır.
Görüleceği üzere, edimler arasında açık bir nispetsizlikten söz etme imkanı bulunmadığı gibi, davacı davalı tarafından kendisine yapılan ödemeden sonra uzunca sayılabilecek bir süre geçtikten sonra dava açmış olmakla, ekonomik müzayaka halinde olduğundan da söz edilemez. Bu durumda, taraflar arasındaki ibra uyarınca, BK.nun 113/son maddesi de gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar üzerinde hiç durulmaksızın ve salt noksan ödeme iddiasına dayalı davanın yazılı şekilde kabul edilmesi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy