(1163 S. K. m. 27)
Taraflar arasında görülen davada Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.06.2001 tarih ve 2000/216-2001/218 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı kooperatif üyeliğinden haksız yere çıkarıldığını ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi davacının uyarıya rağmen ödentilerini yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, ihraç kararında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Davalı kooperatif anasözleşmesinin 21. maddesinde, anasözleşmenin 14. maddesindeki görevlerini yerine getirmeyenlerin ortaklıktan çıkarılacağı öngörülmektedir. Anılan 14. maddedeki görevler arasında ortaklık paylarını ödemek de sayılmaktadır. Kooperatifler Kanununun 27. maddesinde, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortakların ortaklıktan çıkarılma sürecinde yapılması gereken işlemler açıklanmış olup, bu madde hükmüne ve konuyla ilgili Dairemizin kökleşen içtihatlarına göre, mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortağın ortaklıktan ihraç edilebilmesi için, bu ortağa aynı para borcunu içeren, yerine getirilmediği takdirde ortaklıktan çıkarılacağı şerhini taşıyan, en az 10 gün ve bir ay süreli iki uyarının yapılması gerekmektedir.
Davaya konu olayda davacıya tek ihtar verildiği ve onun dahi yukarda sayılan miktar ve yerine getirilmediği takdirde ortaklıktan çıkarılacağı hususlarını içermediği anlaşıldığından, ihraç kararının dayanaksız kaldığı ve iptali gerektiği gözetilerek, Mahkemece davanın kabulü yolunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy