(6762 S. K. m. 66, 1465)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 11.07.2001 tarih ve 2001/22-627 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan M. ve K.'in ortaklarını oluşturduğu diğer davalı şirketin kuruluşu için bazı ödemeler ve masraflar yaptığını, davalılardan K.'in bazı hisselerini devraldığı halde ortak yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 50.000 DM.nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın davalılardan şirket ve K. bakımından kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 2.10.2000 tarih ve 6989-7375 sayılı ilamı ile, davacının bir bölüm talebini kanıtlayamadığı, bir bölümünün bu davada talep etmediği ve saklı tuttuğu haklar kapsamında kaldığı, bir bölüm talebe ilişkin olarak davalı şirketin ödeme definde bulunduğu için bu kesime ilişkin kanıt yükünün davalı şirkete düştüğü, davalı K.'e husumet yöneltilemeyeceği, davalı şirketten kanıtlar istenmek, gerektiğinde yemin teklif etme hakkı davalı şirkete hatırlatılmak, sonucuna göre karar verilmek gerektiğine işaret edilerek bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı şirketin dayandığı defterler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda benimsenen rapor doğrultusunda, davalının ödeme savunmasını kanıtladığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Bozma sonrasında, davalılardan şirket, kendi ticari defter ve belgelerine dayanmıştır.
Bozma ilamı uyarınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, anılan ve hükme esas kabul edilen bilirkişi raporunda, davalı şirketin sadece 1992 ve 1993 yıllarına ait yevmiye defterlerini incelemeye sunduğu, bu defterin kapanış tasdikleri bulunmamakta ise de, defterlerde bir tahrifata rastlanılmadığı, sadece bu defterler üzerinde yapılan incelemenin yeterli olduğu, dayanak belgelerin de defter kayıtlarını desteklediği gerekçeleriyle, davalı şirketin ödeme savunmasını kanıtladığı sonucuna varılmıştır.
Dairemiz uygulamasına göre, ticari defterlerdeki kayıtların, bu defterlere dayanan taraf lehine delil olabilmeleri için, bu tarafın tüm ticari defter ve belgelerini incelemeye sunması, bütün defterlerin birbirini teyid etmesi, tasdike tabi olanların açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunması, bundan sonra bu kanıtların dayanak belgelerle de sabit olması koşulları TTK.nun 66. ve devamı maddeleri ile 1465. madde hükümleri gereğince birlikte bulunmalıdır. Dayanak belgeler bağımsız bir delil niteliği taşımadıkça tek başına delil kabul edilemez.
Bu durumda, mahkemece davalı şirketin ödeme savunmasını, dayandığı kendi ticari defterleriyle kanıtlayamadığı kabul edilerek, bozma ilamında da belirttiği üzere yemin teklif etme hakkı davalı şirkete hatırlatılmak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy