(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1. Hukuk Mahkemesince verilen 24.05.2001 tarih ve 2000/37-2001/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sağlık sigorta poliçesi yapılan Seher Eroğlu'nun davalının zorunlu trafik sigortasını yapmış olduğu araçta geçirdiği kaza neticesinde sigortalıya 2.678.000.000TL. tedavi gideri ödendiğini, yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçenin şirket kayıtlarında bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının poliçe limitinin 1.500.000.000TL. olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hayat sigorta poliçesi nedeniyle sigortalısının tedavi giderlerini ödeyen davacı sigorta şirketinin zarar veren aracın zorunlu trafik sigortasına yöneldiği rücu istemine ilişkin olup, itiraza uğrayan icra takibinin devamı amaçlanmaktadır.
Davaya esas icra takibinde asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 4.278.000.000.TL. nın takip tarihinden itibaren faizi ile tahsili talebi bulunmakta olup, mahkemece itirazın 1.500.000.000.TL. miktara ilişkin olarak iptaline ve takibin devamına karar verilmiş ise de, talep edilen işlemiş faiz yönünden B.K. nun 104/son maddesine aykırı olarak geçmiş günler faizine temerrüt sebebiyle faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davalı ancak gerçek zararı ödemekle yükümlüdür. Özü itibariyle tazminat istemine yönelik olan bu davada alacağın saptanması kusur ve zarar açısından incelemeyi ve hakimin taktirini gerektirmekte olup, gerek icra takibi tarihinde, gerekse dava tarihinde tazminat alacağı henüz likit halde değildir. O halde, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulü de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy